24 Ocak 2011 Pazartesi

Ahirzaman fitneleri nasıl ortaya çıkacak ve bu fitnelere karşı kendimizi nasıl koruyacağız?

Ahirzaman fitneleri nasıl ortaya çıkacak ve bu fitnelere karşı kendimizi nasıl koruyacağız?

Bir mümin olarak asr-ı saadette hangi ibadetler yapılıyor, hangi yasaklardan kaçınılıyor idiyse, aynı yolu takip etmek esastır. Ahirzamanda öncelikli bazı konuları şöyle sırlayabiliriz:

Ahirzamanda en tehlikeye giren husus iman esaslarıdır. Bunları öğrenmeye azamî çaba göstermek gerekir. Deccallerin en büyük tahribatı, doğrudan Kur’an’a ve iman esaslarına yöneliktir. Allah’ın inkârı, haşrin inkârı deccalizmin, süfyanizmin temel felsefisidir. O halde en öncelikli husus başta tevhit ve ahiret inancı olmak üzere iman esasları üzerinde yoğunlaşmak, -anadan, babadan gelen bir taklitle değil-, ilmî araştırmayla tahkik mesleğini esas alarak tahkikî imanı elde etmeye çalışmak gerekir.


Bir hadis-i şerifte “Deccale karşı İhlas suresinin okunması” tavsiye edilmiştir. Bu hadisten anlaşılıyor ki, ahir zaman fitnesinde en fazla ihtiyaç duyulan husus Allah’ın birliğine imandır. İhlas suresinin okunmasından maksat, onun ders verdiği tevhit akidesini pekiştirmektir.

Ahir zaman fitnesi demek, İslam’ın ön gördüğü tevhit ve istikametin bozulması demektir.

Bediüzzaman Said Nursi, tevhit akidesinin temel referansı İhlas suresi olduğunu söyler.Nitekim, Anglikan kilisesinin “Kur’an fikir ve hayata ne vermiş?” şeklindeki sorusuna karşılık “Fikre tevhid, hayata istikamet vermiştir. Buna dair şahidim: “Kul huvellahu ehad” suresi ile “festakim kema ümirte=Emr olunduğun şekilde istikametini belirle!” ayetidir” diyerek cevap vermiştir(bk. Sözle-Envar- s. 746).

Ayrıca Deccalın şerrinden korunma noktasında, “Kehf Sûresini okuyan Deccal'ın fitnesinden korunmuş olur”( Ebû Davud, Melahim 14) rivayeti yanında “son âyetlerini okuyan,”( Müsned, 2/446) “ilk on âyetini ezberleyen korunmuş olur”(Müsned, 2:449) şeklinde rivayetler de vardır.

Muhammed el-Hicazî (öl. 1625), Deccalın fitnesine karşı Kehf Sûresini okuma tavsiyesini değerlendirirken, ona ancak Kur'ânla karşı çıkılabileceğini söyler ve sırrını şöyle açıklar: "Deccala karşı kuvvetli olan Kur'ân ile kuvvetlidir."(bk. el-Hıcazî, Sevâü's-Sırat (Mısır: Daru’l-Kütübi’l-Mısriyye, Gaybiyat Teymür, nr. 26), vr. 251, 268)

Kur’ân’ı iyi bilen, kalb ve aklını onun kutsî hakikatleriyle dolduran kişiye Deccalın hile, şüphe ve vesveselerinin hiçbir etkisi olamaz.

Dinî ilimlerle fen bilimlerini birlikte okumak, asrın durumunu müşahedeye çalışmak önemlidir. Çünkü, ahirzaman fitnesinin en önemli sıkıntılarından biri de cehalettir. Bu devirde bir yandan fen ilmini bilmedikleri için mekteplileri tekfir eden bağnaz medrese softaları, bir yandan da dinî ilimlerden habersiz olduklarından medrese alimlerini cehaletle suçlayan mektep bağnazları cehalet kaynağı durumundadır. Özellikle bu iki cehalet de ilim örtüsüne bürünmüş bir cehl-i mürekkep konumunda olduğu için izalesi de oldukça zordur.

Ebu Hureyre’den (ra.) rivayet edildiğine göre Resulullah ümmetin sefih gençlerine dikkat çekerek “Ümmetimin helaki sefih gençler eliyle olacaktır.” (1) buyurmuştu. “İçimizde salihler (dindarlar) olduğu halde helak olur muyuz?” sorusuna “kötülükler çok olunca” diye cevap vermişti(2). Yine Medine’de sahabelerine “Ben şüphesiz evlerinizin içine yağmur gibi girecek fitneler görüyorum” (3) buyurmuştu. Bir hadis-i şeriflerinde de, “Zaman yavaş yavaş yaklaşıyor. Amel azalacak, (kalplere) cimrilik atılacak, fitne hakim olacak. Ölümler artacak” buyurarak gittikçe ümmette bozulmaların olacağını haber vermişti. (4)

Bir başka Hadis-i Şerif de, “Şu önümüzdeki günlerde cehalet iner, o zaman din ilmi kaldırılır. Hem o zaman ölümler çoğalır” haberi verilmişti. (5)

Ashabtan Enes b. Malike gelip, Emevi valisi Haccac b. Zalim’den şikayet edenlere o: “Sabrediniz, üzerinize gelen zaman ancak kendisinden daha kötü (olarak) gelecek: Rabbinize kavuşuncaya kadar. Ben bunu Nebiniz (asm.) den duydum” buyurmuştu(6). Resulullah (asm.) in sırdaşı olan Huzeyfe b. el-Yeman (ra.) bir gün kendisine ulaşmasından korktuğu şer konusunda Resulullaha şöyle demişti:

“Ey Allah’ın Resulü, mutlaka bizler (islamdan önce) cahiliyyede şerler içinde idik. Derken Allah bize hayrı getirdi. Acaba bu hayırdan (menfeatten, güzellikten) sonra kötülükler var mı? Bunun üzerine Allah Resulü “evet” buyurdu. O: “Peki bu şerden sonra hayırdan bir şey var mı? “Resulullah (yine) “evet” buyurdu...
“(Hadis-i şerifte Resulullah (asm.) yine şerlerden söz etti.) sonunda Huzeyfe (ra.) yine sordu: “Bu şerlerden sonra da hayır var mı?” Resulullah (asm.) “Evet” buyurdu. “(Bir kısım) çağırıcılar cehennem kapılarına çağıracaklar, kendilerine icabet eden oraya yönelecektir. Onu oraya atacaklar” (7).

Bunun üzerine ben: “Onları bize tarif eder misin?” dedim. Resulullah: “Onlar sizin aşiretinizden, içinizdendir. Sizin dilinizle konuşurlar” dedi. (Yine) ben: “Bu zamana ulaşırsam bana ne yapmamı emredersin?”dedim. Resulullah şöyle buyurdu. “Müslümanların cemaatine ve onların imamına (önderine) uy ve bunlardan ayrılma” Bunun üzerine: “Onların cemaati ve önderi yoksa?” dedim. “O zaman cemaati ve imamı olmayan fırkaların hepsinden ayrıl, şayet bir ağacın köküne (kovuğuna) sığınabilirsen, ölüm sana yetişinceye kadar bu hal üzere ol.” (8)

Burada Resulullah yine ümmetinin gittikçe bozulacağını, fakat Cahiliyye Çağından sonra İslamın geldiği gibi, her şerrin arkasından hayrın geleceğini belirtmiş, bozulmanın, çürümenin içten olacağını da ihbar etmiştir. Bozulanlar müslümanlar içinden, onların kavim, kabile ve toplumundan olacaktır. O zamanlar müslümanların da cemaatleri ve bunların önderleri olacak, bunlar bozulmaya, fesada karşı mücadele edeceklerdir. Durum daha kötüye gider de müslüman kendisine yol gösterici bir imam (önder, lider) bulamaz, cemaat ve imam olmazsa, Resulullah böyle bir zamanda toplum içinde olmamayı, bozulan topluma karışmamayı tavsiye etmektedir.

Bir başka hadis-i şerifte de: (Ebu Hureyre’den nakledildiğine göre) Resulullah (asm.) “Yakında büyük fitneler olacak o fitnelerde (yerinde) oturanlar ayaktakilerden, ayaktakiler yürüyenlerden, yürüyenler koşanlardan, daha hayırlı olacaklar. Kim o fitne içinde bulunmuş olursa, ondan uzak dursun. O zaman bir iltica yeri, sığınacak mekan bulursa ona sığınsın” buyurarak(9) aynı konuya parmak basmıştır.

Cahiliye çağındaki açık saçıklığın, ümmetin sonunda da olacağını belirten Resulullah, bir gün Medine’de sabah namazı vaktinde korkarak heyecanla uyanmış: “Dünyada nice giyinmiş kadınlar vardır. Ahirette çıplaktırlar” (10) buyurmuştur. Böylece Resulullah dünyanın sonunda ve ümmetin sonlarında, İslam kadınlarının dünyada giyinik oldukları halde, İslamî tarzda giyinmedikleri, bazı yerlerini açtıkları, şeffaf ve dar giyindikleri için ahiret nokta-i nazarından açık olduklarını ve açıklıklarının cezasını göreceklerini belirtmiştir.



“İyiler birer birer önceden gider. Geride arpa veya hurmanın husalesi (döküntüsü, kötüsü) kaldığı gibi husaleler kalır da Allah Onlara hiç kıymet vermez.” (16)

Bir hadis-i şerifte ise, ahir zamanda, kişiyi kardeşinden ve babasından ayıracak fitneler çıkacağı haber verilmektedir;

“İlerde büyük fitneler olacak, kişi o fitnelerde kardeşinden ve babasından ayrılacak. (O zaman) fitneler erkeklerin kalplerinde kıyamete kadar yayılacak. Hatta O fitne zamanında bir kimse, zinakar kadının zinasıyla ayıplandığı gibi, Allah’ın emirlerine uymasından dolayı (17) ayıplanacak.” (18)

Hadis-i şerifte, "Yakında büyük fitneler olacak o fitnelerde (yerinde) oturanlar ayaktakilerden, ayaktakiler yürüyenlerden, yürüyenler koşanlardan, daha hayırlı olacaklar." buyuruluyor. Bu fitnelerine karşı alınacak tedbirler nelerdir?

23 Ocak 2011 Pazar

Ay'ın Yarılması

Ay'ın Yarılması
Kuran'ın 54. Suresi'nin adı olan "Kamer"in Türkçe karşılığı "Ay"dır. Bu surenin büyük bir bölümünde, kendilerine gönderilen peygamberlerin "uyarılarını gözardı eden" Nuh, Ad, Semud ve Lut halkının, Firavun ve çevresinin başlarına gelen yıkımlar anlatılır. Aynı zamanda birinci ayette kıyamet vakti ile ilgili çok önemli bir mesaj verilir:
Saat (kıyamet saati) yakınlaştı ve Ay yarıldı. (Kamer Suresi, 1)

Ayette kullanılan "yarmak" fiilinin Arapça karşılığı "şakka"dır. Bu kelimenin Arapça'da farklı anlamları bulunmaktadır. Bazı Kuran tefsirlerinde "ikiye yarılmak" manası tercih edilmektedir. Bununla birlikte, "şakka" kelimesi Arapçada "toprağı sürme, toprağı kazma" anlamlarında kullanılmaktadır.

İkinci anlamına örnek olarak, Abese Suresi'nin 26. ayetinde geçen kullanımını verebiliriz:

Biz, şüphesiz, suyu akıttıkça akıttık. Sonra yeri yardıkça yardık. Böylece onda taneler bitirdik, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalar. (Abese Suresi, 25-29)

Açıkça görüldüğü gibi, bu ayetteki "şakka" ifadesi "yerin ikiye yarılması" manasında değil, "çeşitli bitkilerin yetişmesi için toprağın sürülerek yarılması" anlamında kullanılmıştır.

İşte tam bu noktada, Kuran'ın çok büyük bir mucizesiyle karşılaşmaktayız. Kamer Suresi'nde on dört yüzyıl öncesinden haber verilen ayet, 20 Temmuz 1969'da Ay yüzeyinde yapılan çalışmalar ile gerçekleşmiştir. Amerikalı astronotların Ay'a ayak basarak, Ay toprağı üzerinde bilimsel araştırmalar yapmaları, taş ve toprak örnekleri toplamaları ayın yarılması ayetindeki ifadelere tam olarak uymaktadır.


Bir anlamı ile Kuran'da kıyametin yaklaştığının bir alameti olarak bildirilen "Ay'ın yarılması", 20 Temmuz 1969 tarihinde ABD'li astronotların Ay'a çıkarak, Ay toprağını kazmaları ile gerçekleşmiştir. (En doğrusunu Allah bilir)

Ay'ın keşfi, "Bir insan için küçük bir adım, insanlık için büyük bir atılım" sloganıyla özdeşleşmiştir. Bu tarihi gezi uzay araştırmalarında bir dönüm noktasıdır; kameralar aracılığıyla belgelenmiş ve o tarihten bu yana yaşayan insanların seyrettikleri bir olay olmuştur. Kamer Suresi'nin ilk ayetinde Allah'ın bildirdiği gibi, bu büyük olay aynı zamanda bir kıyamet alametidir; dünyanın kıyamet öncesi son zaman diliminde olduğunun bir belirtisidir. (En doğrusunu Allah bilir.)

Nitekim bu konuda çok önemli bir işaret daha vardır. Kamer Suresi'nde geçen bu ayetin bazı kelimelerinin ebced değeri bizlere Ay'a ayak basma yılı olan 1969 tarihini vermektedir.

... Saat yakınlaştı ve Ay yarıldı...

HİCRİ: 1390 MİLADİ: 1969

Ancak şunu da belirtmeliyiz: Elbette Ay'ın yarılması olayı, Allah'ın Peygamberimiz (sav)'e verdiği mucizelerden biridir. Bir hadiste bu mucize şöyle bildirilmiştir:



... Said ibn Ebi Arube, Katade'den; o da Enes ibn Malik (R)'den tahdis etti: Mekke ahalisi Resulullah'tan kendilerine bir ayet (bir mucize) göstermesini istediler. O da onlara Ay'ı iki bölük gösterdi, hatta Mekkeliler Hıra Dağı'nı o iki bölük arasında gördüler.
(Sahih-i Buhari ve Tercemesi, cilt 8, no.88)



Yukarıda anlatılan mucize ayette haber verilen Ay'ın yarılması olayıdır. Ancak Kuran her çağa bakan bir kitap olduğu için, bu ayetle günümüzde Ay'ın keşfi konusuna da dikkat çekildiği düşünülebilir. (En doğrusunu Allah bilir)

Ekonominin bozulması Hz. Mehdi'nin çıkış alametlerinden biridir

Ekonominin bozulması Hz. Mehdi'nin çıkış alametlerinden biridir

Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde Hz. Mehdi'nin çıkışının alametleri çok detaylı olarak belirtilmiştir. Bu alametlerin neredeyse hepsi, Hicri 1400 (1979)'ün başından beri ardı ardına ortaya çıkmaktadır. Peygamberimiz (sav), Fırat'ın suyunun kesileceğini, Ramazan ayında Ay ve Güneş tutulması olacağını, Irak'ın ve Afganistan'ın işgal edileceğini, gökyüzünde olağanüstü olaylar yaşanacağını, büyük depremler olacağını, birbirini takip eden fitneler meydana geleceğini, anarşi ve kargaşanın artacağını, sosyal bozulmaların yaşanacağını haber vermiştir ve bunların her biri gerçekleşmiştir. Peygamberimiz (sav)'in bildirdiği Hz. Mehdi'nin zuhur alametlerinden biri de, ekonomik sıkıntıların artması ve büyük bir ekonomik durgunluk yaşanmasıdır. Hz. Muhammed (sav), ahir zamanda ticaretin durgunlaşacağını, herkesin az kazançtan şikayet edeceğini, hayat pahalılığının artacağını, kısaca ciddi ekonomik bunalımlar yaşanacağını bildirmiştir. 2007 YILINDA BAŞLAYAN VE 2008 YILINDA TÜM YÖNLERİYLE BELİRGİNLEŞEN VE DÜNYA ÇAPINDA OLUŞAN BÜYÜK EKONOMİK KRİZ, 1400 YIL ÖNCE PEYGAMBERİMİZ (SAV) TARAFINDAN HZ. MEHDİ'NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİNDEN BİRİ OLARAK BİLDİRİLMİŞTİR. Aşağıda açıklamarıyla beraber bu hadislerden bir kısmı sunulmuştur.

Naim b. Hammad, İbni Mes'ud'dan rivayet edilen bir hadiste, Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışının öncesinin anlatıldığı dönem, "TİCARET ve yolların KESİLDİĞİ ve fitnelerin çoğaldığı zaman" şeklinde tarif edilmektedir. Hadisin devamında ise Hz. Mehdi döneminde bu fitnelerin son bulacağı haber verilmektedir:
"… Biz O (Hz. Mehdi) şahsı aramak için geldik ki, FİTNELER ONUN ELİYLE SÖNEBİLİR. KONSTANTİNİYYE (İSTANBUL) O'NUNLA FETHEDİLİR. (Yani Hz. Mehdi manen gönülleri fethedecek, büyük kültürel ilmi etki oluşturacaktır.) Biz O'nu ismi ile ve anasının, babasının ismiyle ve ordusu ile tanırız…"
(Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.52)


Hz. Mehdi çıkmadan önce, milletler arasında TİCARET ve YOLLAR KESİLECEK, insanlar arasında fitneler çoğalacaktır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 39)

(Hz. Mehdi'nin zuhurundan (ortaya çıkışından) önce) PİYASANIN DURGUN OLMASI, KAZANÇLARIN AZALMASI olacaktır. (Kıyamet Alametleri, s. 148)


Herkesin AZ KAZANÇTAN YAKINMASI, paraları için zenginlerin saygı görmesi olacaktır. (Kıyamet Alametleri, s. 146)

İşlerin kesad gitmesi olacaktır. Herkes "satamıyorum, alamıyorum, kazanamıyorum!" diye yakınacak. (Kıyamet Alametleri, s. 152)

TİCARET ve yolların KESİLDİĞİ ve fitnelerin çoğaldığı zaman (Hz. Mehdi'nin zuhurundan önceki zamandır). (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.52)


Cumhuriyet, 27 Ağustos 2008


Sabah, 16 Eylül 2008


Vatan, 16 Eylül 2008


Türkiye, 31 Ağustos 2008

ahir zaman alametleri

Kur'an'da ahir zaman [değiştir]
Kur'an'da kıyametin kopma zamanının insanların meşguliyet içinde olduğu bir zamanda aniden ve insanları derinden etkileyecek olaylarla birlikte geleceği ve kıyametin kopma saatinin tam olarak bilinemeyeceği bildirilmektedir.

"Gerçekten Allah'ın vaadi haktır, kıyamet saatinde hiçbir kuşku yoktur." denildiği zaman siz: "kıyamet-saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zanda (ve tahmin) bulunup zannediyoruz; biz kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz." demiştiniz. ( Casiye Suresi, 32)
Hayır, onlar kıyamet-saatini yalanladılar; biz kıyamet saatini yalan sayanlara çılgınca yanan bir ateş hazırladık. (Furkan Suresi, 11)

*************

Allah Resûlü (sav), Huzeyfetü'l-Yemani,
"Bu sulhtan sonra ne olacak?" dediğinde de şöyle buyurmuşlardı:
"Dalalete davet edilecek. İşte sen o gün BİR HALİFE (HZ. MEHDİ (AS)) GÖRDÜĞÜNDE AĞACIN KÖKÜNÜ ISIRARAK DA OLSA (yani açlıktan çok çaresiz hale gelmiş dahi olsanız) ÖLÜNCEYE KADAR ONA KOŞ" buyurmuşlardı. (Ebu Avane, Müsned, 4:476)
***********
Hadislerde ahir zaman [değiştir]
Hadislerde Kur'an'a nispetle daha fazla kıyametten bahsedildiği görülmektedir. Ahir zamanın ve kıyametin yakınlaştığının belirtileri daha ayrıntılı olarak zikredilmekte ve mü'minler uyarılmakta hatta tavsiyelerle yönlendirilmektedir.

Hadislerde Geçen Bazı Alametler:

Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Kıyamet kopmazdan önce gece karanlığının parçaları gibi fitneler olacak. (O vakit) kişi mü'min olarak sabaha erer de kâfir olarak akşama kavuşur. Mü'min olarak akşama erer, kâfir olarak sabaha kavuşur. Birçok kimseler azıcık bir dünyalık mukabilinde dinlerini satarlar."

Tirmizî, Fiten 39, (2211).

Kıyametin hemen yakınında anarşi[kaynak belirtilmeli] ve kargaşa günleri vardır.
Suyuti, Cami'üs Sagir, 3/211; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/492-

Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… Ölümler ve katliamlar yaygın hale gelecek…
Camiü's-Sagir, 3:211, Müsned, 2:492, 4:391, 392

İnsanlar arasında biseksüellik artacak
El-Muttaki el-Hindi, Kenz'ul Ummal

İnsanlar Allahın varlığını açıkça inkar etmedikleri sürece Kıyamet kopmayacak
Al-Muttaqi al-Hindi, Al-Burhan fi Alamat al-Mahdi Akhir al-zaman, s. 27-

Açıkça gayrimeşru ilişki hakim olacak
Sahih Buhari

Süveyd İbnu Gafle (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ali (radıyallahu anh) dedi ki: "Ben size Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)' dan bir hadis söyleyince, Allah'a yemin olsun Aleyhisselâtu vesselâm'ın söylemediği bir şeyi söylemektense gökten atılmayı tercih ederim. Ancak benimle sizin aranızda cereyan eden şeyler hakkında konuşunca, bilesiniz harp hiledir. Zîra ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim:
"Ahir zamanda yaşça küçük, akılca kıt birtakım gençler çıkacak. Yaratılmışın en hayırlısının sözünü söylerler, Kur'ân'ı okurlar. İmanları gırtlaklarından öteye geçmez. Okun avı delip geçtiği gibi dinden çıkarlar. Onlara nerede rastlarsanız onları öldürün. Zîra, onları öldürene, kıyamet günü, Allah'ın vereceği ücret var."

Buhârî, Fezâilu'l-Kur'ân 36, Menakıb 25, İstitâbe 6; Müslim, Zekât 154, (1066); Ebu Davud, Sünnet 31, (4767); Nesâî, Tahrîm 26, (7, 119).

Kıyamet yaklaştığında; taylasan giyilmesi çoğalır, ticaret artar, mal çoğalır, mal sahibine malı için tazim edilir, fuhuş yayılır, çocuklar amir durumuna gelir, kadınların sayısı artar. Sultan zulüm eder, eksik ölçü ve tartı yapılır, bir adamın köpek yavrusunu yetiştirmesi kendi çocuğunu yetiştirmekten kendisine daha cazib gelir. Büyüğe hürmet, küçüğe de merhamet edilmez ve gayri meşru çocuklar çoğalır, hatta yol ortasında adam kadınla yakınlaşır. İnsanlar, kalbleri kurt olduğu halde koyun postuna bürünürler, o zaman da insanların en iyi görüneni "müdahim" (kötülükleri gördüğü halde karışmayıp, kendi işine bakan) olanıdır.
Ramuz el-Hadis'den

Ümmetimin sonunda bir takım kavimler olur ki, camilerini süsler, kalplerini viran ederler. Onlardan birisi dinine vermediği ehemmiyetten fazlasını elbisesine verir. Bunlar, dünyaları selâmet oldu mu, ahiret işini kaale almazlar.
Hristiyanlık'ta ahir zaman [değiştir]
Hıristiyanlıkta insanlığın sonunda yıkımlar ve savaşlarla gelecek çağ. Başta evanjelikler olmak üzere bir kısım hristiyanlar şu an bu dönemin içinde bulunduğumuza inanmaktadırlar. Dinden uzaklaşma ve coğrafi yıkımlar (depremler, seller vs.) ile kendisini belli eden bu çağ başlarında İsa'nın bulunduğu Hristiyanlar ile şeytan'ın güçleri arasında gerçekleşecek bir savaşla son bulacaktır.

İncil'de son zamanlar

Fakat şunu anla ki son günlerde sıkıntılı zamanlar gelecek. Zira insanlar benliklerine, paraya, gurura, kendini beğenmişliğe, sövgüye, ukalalığa düşkün, ebeveynine itaatsiz, nankör, günahkar, zalim, öfkesine yenik, müfteri, sefih, gaddar, iyilik düşmanı, hain, pervasız, gururla şişkin, Tanrı'yı sevmekten çok hazlara düşkün, dinin kudretini inkar ederken onun sadece biçimini gözeteceklerdir. Bu insanlardan yüz çevir.

21 Ocak 2011 Cuma

antivirüs programları deneme süreleri

kaspersky 1 ay
norton int sec. 1 ay
norton 360 2 ay
panda int. sec 1 ay
bitdefender 1 ay
nod32 1 ay
gdata 1 ay
f-secure 1 ay
mcafee 1 ay
ilk aklıma gelen antivirüs yazılımların deneme süreleri bu kadar. Bunun üzerine iki tane daha eklerseniz sene dolar sonrasında yeni sürümler çıkar onlarla da deneme süreleriniz yeniden başlar. Tabi bu arada farmat atmazsanız, her formatta deneme süreleri sıfırlanır. Tek yapmanız gereken süreleri takip edip, deneme süresi bittiğinde onu kaldırıp bir diğerini kurmak. Böylece hem bedevadan en güvenli yazılımları kullanmış olursunuz hemde birinin gözden kaçırdığını diğerini kurduğunuzda o bulacağından en iyi korumayı sağlamış olursunuz. Bence ücretsiz antivirüs yazılımlarını kullanmaktansa bu şekilde sistemde tam koruma sağlayan güvenilir yazılımları kullanmak daha iyidir.

9 Ocak 2011 Pazar

Avrupanın kıskançlık krizi

Avrupanın kıskançlık krizi
Alman "Frankfurter Rundschau" gazetesi, 'Boğaziçinde canlanma' başlığı ile verdiği haberde Türkiye'nin 2010 yılı büyüme rakamlarını verdi 2011 yılı hedefleri için 'Avrupa'nın kıskandığı rakamlar' dedi.
Gazetede "Boğaziçi'nde canlanma" başlığı ile verilen haberde, Türkiye'deki ekonomik büyümenin 2010 yılında yüzde 8 oranında olduğu, 2011 yılındaki devlet bütçesinde yüzde 2,8 oranında bütçe açığı öngörüldüğü belirtilerek, "Her AB ülkesi bu sayılarla gurur duyardı" ifadesine yer verildi.

Türkiye'nin, dünyanın en büyük ekonomileri arasında 15. sırada yer aldığı ve AB ülkeleri arasında 7. sırada bulunduğu kaydedilen haberde, ekonominin sadece İstanbul'da gelişmediği, buradan yaklaşık 1000 kilometre uzakta bulunan Gaziantep'in de önemli bir ticari merkez haline geldiği belirtildi.

Haberde, AK Parti'nin bir yandan muhafazakar değerlere bağlı olduğu, aynı zamanda ülkenin ekonomisini düzelttiği, ekonomiyi rekabet edebilir hale getirdiği ve kötü durumda olan mali durumu sağlamlaştırdığı ifade edildi.

Otomotiv sanayindeki gelişmelere dikkat çekilen haberde, iç piyasada genç ve tüketimi seven nüfusun ekonomik canlanmanın sebebi olduğu, Türkiye'deki nüfusun yüzde 50'sinin 28 yaşından genç olduğu belirtildi.

"TÜRKİYE ARTIK KENDİNİ AB'YE MUHTAÇ HİSSETMİYOR"

Gazetenin aynı sayfasında yer alan başka bir haberde de, "Türkiye artık kendini AB'ye muhtaç hissetmiyor" görüşüne yer verildi.

Türkiye'nin son yıllarda yaşamakta olduğu ekonomik canlanmanın birçok sebebi olduğu, bu sebeplerden birinin de 1996 yılında AB ile yapılan Gümrük Birliği anlaşması olduğu ifade edilen haberde, bu tarihten sonra Türkiye'nin ihracat hacminin yaklaşık 5 kat arttığı, ihracatın yaklaşık yüzde 50'sinin AB ülkelerine yapıldığı, Almanya'nın da en önemli pazar olduğu kaydedildi.

AB pazarlarının Türkiye'nin ihracatındaki payının azaldığı, Ortadoğu'daki ticari ortakların daha fazla önem kazanmaya başladığı belirtilen haberde, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in "Avrupa'daki partnerlerimiz bizden daha yavaş gelişiyor" sözlerine yer verildi.

Türkiye'nin, Ortadoğu, Orta Asya ve Uzak Doğu'daki ilişkileri nedeni ile Avrupa karşısında petrol ve gaz sağlama konusundaki pozisyonunu daha da güçlendirdiği ifade edilen haberde, Türkiye ile İran'ın 2015 yılına kadar ticaret hacmini 30 milyar dolara çıkartarak, 3 kat artırmak istediği kaydedildi.

Haberde, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, Türkiye'nin Doğu politikasının Batı'dan vazgeçme anlamına gelmediğini belirterek, AB'ye tam üyeliğin Türkiye'nin dış politikasının önceliği olduğunu vurguladığı hatırlatıldı.

Müslüman İngiliz sayısı ikiye katlandı

Müslüman İngiliz sayısı ikiye katlandı
Son yapılan bir araştırmaya göre 10 yıl önce İslamiyet'i seçen İngilizlerin sayısının 60 bin olduğu tahmin edilirken bugün bu rakamın 100 bine ulaştığı ifade edildi. Her yıl yaklaşık 5 bin 200 kişinin müslüman oluyor.
Faith Matters - Swansea Üniversitesi araştırmacıları tarafından hazırlanan raporda İslamiyet'i seçenlerden yarıdan fazlasının beyaz İngiliz, üçte ikisinin bayan ve ortalama yaşın da 28'in altında olduğuna dikkat çekildi.

RakamlarınAlmanyave Fransa'da yapılan çalışma sonuçlarıyla uyumlu olduğu ve bu ülkelerde de tahminen her yıl 4 bin kişinin İslamiyet'i seçtiği kaydedildi.

Faith Matters Müdürü Fiyaz Mugal, nüfus sayımlarına dayanılarak yapılan tahminlerin gerçeğe çok yakın olduğunu ve İngiltere'de müslüman olan kişi sayısının son 10 yılda arttığından çok az sayıda kişinin şüphe duyabileceğini söyledi.

Mugal, 'İnsanların İslam dinine ilgi duyduğunu ve araştırma yaptıklarında farklı yönlere gittiğini ve çoğunun omuzlarını silkip hayatına devam etmesine rağmen bazılarının keşfettiği şeyi sevip ona döndüğünü' belirtti

Okul Ne İşe Yarar?

  Her kurum gibi okul için de bu "Okul ne işe yarar" sorusu sorulur ve sorulması gereken, çok önemli bir sorudur. Kişilerin nerede...