2 Mayıs 2012 Çarşamba

Ankara'da BOMBA istifa

Kürt açılımı politikasında kilit konumda görev yapan Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Murat Özçelik’in, bağlı olduğu açılımdan sorumlu Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’la yaşadığı görüş ayrılığı nedeniyle istifa mektubunun cebinde olduğu öğrenildi.

Hükümete yakın kaynaklar da, Özçelik’in göreviyle ilgili bir değişimin olacağını doğruladılar. Bu kritik göreve gelmeden önce Bağdat Büyükelçisi olarak hizmet veren Özçelik, birçok kez Irak Kürdistan Bölgesel Başkanı Mesud Barzani ile görüşmüştü. Özçelik ile hükümet arasındaki görüş ayrılığının Kürt açılımında PKK ve BDP’nin muhatap alınıp alınmamasından kaynaklandığı ileri sürülüyor.

Dışişleri’nin kariyer diplomatlarından olan Özçelik, özellikle Ortadoğu konusunda uzmanlığı ile biliniyor. Özçelik, PKK ile mücadelede Irak yönetimine yoğun baskısı ile biliniyor. Irak Başbakanı Nuri El Maliki, Washington’da Başbakan Barack Obama ile yaptığı görüşmede Özçelik’i Irak’ın içişlerine karışmakla suçlamıştı. Özçelik’in kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı görevinden ayrıldıktan sonra Dışişleri’ne geri dönmesi bekleniyor.

İZMİR İÇİN ÜRKÜTEN DEPREM SENARYOSU

Prof. Dr. Uluğ, bölgede her an büyük bir deprem yaşanabileceği uyarısında bulundu.

İzmir'de bir süredir devam eden sarsıntılar dün akşam 17.48'de meydana gelen 5 büyüklüğündeki sarsıntı ile kentte endişelere yol açtı.

YENİ BİR FAY HATTI ORTAYA ÇIKTI

NTV İzmir temsilcisi Merih Ak, bu sarsıntıları 9 Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojileri Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Uluğ ile konuştu.

Prof. Dr. Uluğ'a göre bu sarsıntıların meydana geldiği fay hattı yeni bir oluşum. 1983'ten beri bölgede milim milim incelemediği sismik hattın kalmadığını dile getiren Uluğ, Doğu-Batı yönelimli bir fay hattına daha önce rastlanılmadığını, haritalarda da olmadığını vurguladı.

BÖLGEDE 12 TANE FAY VAR

Belkide eski bir oluşumu yeni farkettiklerini kaydeden Atilla Uluğ, "Bu deprem bölgediki büyük depremler üreten Karaburun fayını tetikler mi" sorusuna ise şöyle yanıt verdi: "Kuzey Güney doğrultulu çok uzun bir fay, bu depremlerin meydana hat ona dik yönde bir hareket. Bu etkinlik Karaburun'u tetikleyebilir. Ama elbette bunu zamanla göreceğiz. Tarihte büyük depremler üretmişti, yenileri olabilir."

Daha önce dile getirdiği Yunanistan'daki depremlerin İzmir ve çevresini etkileyeceği görüşünü hatırlatılan Prof. Dr. Atilla Uluğ, "Bölgede 12 tane irili ufaklı fay var. Bunlar son 2 bin yılda 7'nin üzerinde 20'ye yakın deprem üretmiş. Bu yüzden sadece İzmir Körfezi olarak değil bölge ile değerlendirmek lazım. Ama hangi fay üretir şimdilik bilemiyoruz" diye konuştu.

İzmir bölgesinin büyük deprem için zamanının geldiğini söyleyen Uluğ, son büyük deprem yani 1688'dekinin üzerinden 300 yıl geçtiğini hatırlatarak "Bu bölgenin faylarının deprem periyodu da yaklaşık 300 küsür yıldı ve bu zaman doldu" dedi.

"İZMİR DEPREME HAZIR DEĞİL"

İzmir'in böyle bir felakete hazır olmadığını vurgulayan Uluğ, "Ceset torbalarının temini ve mezarlıklarının yerinin tespiti değil. Deprem sonrası koordinasyon önemli. Ama öncesinde yapıların elden geçirilmesi ve hazırlanması gerekir" uyarısında bulundu.

Dünden beri süren sarsıntıların sistematik olduğunu belirten Uluğ, "Bu aktivite nelere yol açabilir?" sorusuna "Bir zincirin halkası oynadığında diğerleri de etkilenir ve deprem dizisi başlayabilir. Ama biz bunun sürecini bilmiyoruz. Bu sarsıntılar sanki cetvelle çizilmiş gibi sistematik gidiyor. Artık bir fay bu. Daha önce sarsıntılar bir yerde boşalırdı. Ancak bu öyle değil. O yüzden bunu biraz daha dikkatli izlememeiz gerekiyor. Yorumumuz daha sonra daha sağlıklı olabilir" yanıtını verdi.

Depremlerin 'zayıflık zonları' ya da halk arasında bilindiği gibi faylarda olduğunu kaydeden Prof. Dr. Atilla Uluğ, sözlerini şu öngörüler ile tamamladı: "Faylar genellikle doğrusal hatlardır yani düzlemlerdir. Yeryüzündeki iz düşümleri doğrusaldır. Depremler de bu izdüşümlerde olur. Bu deprem öyle. Saçılma dağılma yok. Çok muntazam ve dar şeritteler. Yırtılan kısım da Karaburun ile Foça arasındaki mesafe kadar, oldukça büyük bir alan. Karada devam ederse Bergama Foça Fayı ile ilişki kurabilir, ya da Midilli Fayı'nın sanki bir paraleli gibi. Aynı doğrultuda Sakız Fayı'nın Körfez'in içindeki uzantıları gibi"

MEMURA 'FARK'A DA GECİKME ZAMMI

memur, zam, maaş, fark, gecikme zammı, sendika
Ekonomi - 01 Mayıs 2012 08:30

Yaklaşık 2.5 memur ve 2 milyona yakın memur emeklisinin beklediği tarihi gün nihayet geldi.

Türkiye tarihinde ilk kez memurlar toplu sözleşme için hükümet ile masaya oturdu. İlk görüşmede taraflar bundan sonraki görüşmelerin gündemini belirlerken, masaya çok önemli bir teklif geldi.
Edinilen bilgiye göre; yılbaşından bu yana zam bekleyen memura, bu 5 aylık gecikme için de fark ödenecek. Bunun için bir süredir formül aranıyordu. Sendikalar gecikme faizi ödenmesini talep ederken, bu teklif kabul görmedi. Bunun üzerine dün, memurların tamamına alacakları zamma ilaveten 1 puan da gecikme zammı yapılması gündeme geldi. Buna göre; memur yüzde 5 zam alırsa, buna 1 puan daha ilave edilerek yüzde 6 olarak uygulanması sağlanacak. Böylece memurların 5 aylık hak kayıpları bir nebze de olsa önlenirken, sürekli sahip olacakları bir zamma da kavuşmaları imkanı doğacak. Toplu sözleşme görüşmelerinin ilk oturumunda kamu görevlileri sendikaları ile hükümet tarafı bir araya gelirken; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik görüşmelerin çalışma takvimini belirlediklerini açıkladı.
SON GÜN 21 MAYIS
21 Mayıs'ta nihai zam oranının belirlenebileceğini belirten Bakan Çelik, şunları söyledi: "Bugün her ne kadar karşılıklı heyetler halinde oturmuş olsak da, masanın diğer tarafı ile bu tarafı bizim için aynıdır. Çünkü biz rakip değiliz. Aynı gemide bulunduğumuzun bilincindeyiz." Bakan Faruk Çelik, 12 Eylül'de yapılan referandumun en en önemli sonuçları arasında kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkı tanınmasının da yer aldığını vurguladı. Sendika başkanları ise hükümet tarafının bir dahaki toplantıya zam teklifiyle gelmesini istedi.
'ÇALIŞMA HAYATINDA YENİ DÖNEM
Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, toplu sözleşme görüşmelerinin start alması ile Türkiye'de çalışma hayatında yeni bir dönemin başladığını söyledi. Toplu sözleşme masasında kamu görevlilerine yeni kazanımlar üretilmesi dileğinde bulunan Gündoğdu, "Sermayeye ve üst düzey kamu görevlisine fabrikatör Hulusi Kentmen gibi davrananların, memura Turist Ömer tavrı göstermesini normal karşılamayız'' dedi.
SENDİKALARIN ZAM TALEPLERİ
Memur-Sen: Kamu çalışanlarının maaşlarına 2012 yılı için yüzde 16, 2013 içinse yüzde 14 oranında yüzdelik zam yapılmasını istiyor. Taban aylığa ise 2012 için 120, 2013 içinse 80 TL artış yapılmasını talep ediyor.
Türkiye Kamu-Sen: Yüzdelik artış olarak 10+10 olmak üzere 2012 yılı için yüzde 20 zam istiyor. Ayrıca tüm kamu görevlilerine ve emeklilerinin taban aylığına yansıtılmak üzere 100 TL ve ayrıca özel hizmet tazminat puanlarının artırılarak 100 TL artış talep ediyor.
KESK: Tüm kamu emekçilerinin maaşlarına yüzde 30 zam yapılmasını ve 2012 yılı için bu düzenleme yapılırsa, 2013 yılı için gerçekleşen enflasyon+büyüme oranı+refah payı kadar ücret artışı istiyor.

'AZİZ BAŞKAN ÇIKACAK DİYE SİNİRLİLER'

aziz yıldırım,rıdvan dilmen,şike,fenerbahçe,açıklama
Spor - 02 Mayıs 2012 17:40

Bir programa katılan Futbol yorumcusu Rıdvan Dilmen önemli açıklamalar yaptı...

Cengiz Semercioğlu ve Sema Eren'in sunduğu Böyle Bir Şey Var mı? programına konuk olan oyuncu Futbol yorumcusu Rıdvan Dilmen önemli açıklamalar yaptı...İşte Rıdvan Dilmen'in açıklamaları...
* Aziz Yıldırım’ı ziyarete gidemedim. Bugün gideceğim, ama mahkeme arası diye cevap alırsam bir daha gitmeyeceğim. Beni gördükleri zaman tahliye olacak mı diye soruyorlar. Ben nereden bilebilirim. Biz sadece dua edebiliyoruz.
* Şike davasında, medya nasıl yönlendiriyorsa öyle gidiyor. İlk bir buçuk ay hiç konuşmadım, konuşmuyor dediler. Sonrasında konuştuğumda da ne çok konuşuyor dediler.
*Fenerbahçe kulübüyle ilgili inanılmaz bir olay var. Feci bir linç kampanyası oldu ve bu benim canımı acıttı. Olayın şikesinde değilim. Kurallar neyse o uygulansın ama sanki Fenerbahçe’nin tarihi şöyleydi böyleydi diye garip şeyler oluyor. Buna tepki olarak Fenerbahçe formasını giydim. Yürüyüş varsa yürüyüşe katılıyorum. Ziyaretine gitmeye çalışıyorum. Aziz yıldırım yarın öbür gün suçlanırlarsa o kararı ben kendim veririm. Çocukluğumu hatırlıyorum. Merhamet vardı bizde. Temizlik, merhamet duyguları vardı bizde. Ben artık bu duyguları görmüyorum. Bu beni rahatsız ediyor, biz böyle bir topluluk değiliz.
* Bu süreç çok uzun sürdü. Mutlaka birilerine yaranamayacaksınız. Takımlar bu olaydan sonra şiddete doğru gidiyor. Şimdi olay farklı boyutlara gidiyor. Bir karar alınacak. Buna şiddetle cevap verecekler. Fenerbahçe düşmesin ama beş sene geri gitsin diyorlar. Düşmesin niye çünkü para kayıp oluyor. Fenerbahçe buna üzülüyor hem beni kullanacaksın hem sağdan hem soldan tokat atacaksın. Aziz Yıldırım çıkacak diye sinirleniyorlar.
* Aziz Yıldırım ömür boyu men edilemez. Yeni düzenlemede var mı bilmiyorum. Eğer bu işe karışmışsa şike yaptıysa ömür boyu men edilsin zaten. Yaptığı belli değil. Yapmadım diyor. Bu sadece Aziz Yıldırım meselesi değil her arkadaş için olmalı. Hapiste çekmemeli bunu, futboldan uzaklaştırılsın. Gönlümde ki başkan yine Aziz Yıldırım.
* Şamil Tayyar’ın şahsına ben bir şey söylemedim. Çok ağır laflar etmiş benim için. Ben bir insana bunları söyleyemem. Şamil bey hakkında konuşmak istemiyorum söyledikleriyle de alakam yoktu. Eğer mahkemeye versem kazanacağımı biliyorum. Ben pozitif bakıyorum. Niye ben gidip mahkemeye vereyim ki ben öyle bir insan değilim. Ben kimseyi tehdit etmem. Hakaret varsa eğer cevap veririm.
* Sağlık problemlerim yüzünden hayata bakışım değişti. Sadece Okan Bayülgen’in programlarını izliyorum.
Benim ne kadar aldığımdan kime ne? Milliyet sürekli yazıyor. NTV’de kovarlarsa giderim. 2015’e kadar oradayım. Bir problem yaşamazsak ayrılmayı düşünüyorum.
* Rahmetli cumhurbaşkanı Özal’da beni çok severdi. Sayın başbakanımızı ben belediye başkanlığı döneminden tanıyorum. Jübilem kaç kez ertelendi. O geldi ödülümü verdi. Allah rahmet eylesin annesini de tanıyorum. Mustafa Bey (Recep Tayyip Erdoğan’ın kardeşi) yanımdaydı kalp krizi geçirdiğimde. Bana inanılmaz büyük ağabeylik babalık yapmıştı. Mesafemiz belli. Onu ben öz abim gibi severim. Keşke onu yıllar evvel tanısaydım. Hayata bakışım farklı olurdu.
* Kitap yazdım, bitti, ne hatam varsa onu da yazdım. Ama kaldı öyle. Bu süreçte yaşananları da u kitaba eklemeyi düşünüyorum.
* Etik kurulunun vereceği kararı sağlıklı bulmuyorum. Böyle bir kulüp, başkan, taraftar bulmuşsunuz, en az suçlu Fenerbahçe’dir. Varsa bizim suçumuz düşürün diyorlar.
* Yıllardır futbol oynadım, yıllardır buradayım. Ben teşvik primleriyle karşılaşmadım.
* İddia geldi, mertlik bozuldu. Bir gün yayına gidiyorum Belçika Türkiye maçı var, Belçika yener basın parayı diyorlar. Duygusuzluk var. Oğluma yasakladım bunu oynamasını. Zamanında bende oynadım.
*Tanju oğlu Anıl konusunda haklı. Anıl beni birkaç kez beni aradı ve geri dönemedim ona. Anıl’ı çok severim. Onu böyle televizyonda değerlendirmenin doğru olduğunu düşünmüyorum. Anıl’dan özür dilerim. Anıl benim ablamın oğluyla geldi 6-7 ay çalıştılar. Benim ablamın oğlu beceremedi. Alınmadı. Hani diyorlar ya Rıdvan Dilmen işe aldırıyor tanıdıklarını.
* Ben Tanju Çolak’ın telefonunu dinletmedim. Kendisi biliyor ve tuhaf olan tarafı bu. Çok şaşırdım. Herkes yoluna baksın. Anıl’a NTV’ye ben götürdüm, soktum ama kendisi ayrıldı.

1 Mayıs 2012 Salı

İlköğretim Öğrencileri, El Yıkamadan Açılmayan Tuvalet Kapısı İcat Etti

Zonguldak'ın Kilimli Beldesi'ndeki 100'üncü Yıl İlköğretim Okulu öğrencileri 14 yaşındaki Kadir Özen ve İlker Aydemir, tuvalette el yıkama alışkanlığını geliştirmek amacıyla, sabunluktan ele sabunun akmasıyla açılan tuvalet kapısı icat etti. Özen ve Aydemir'in icadı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın, 'Bu Benim Eserim' adlı yarışmada 8 bin proje arasında ilk 100 icat arasına girmeyi başardı.

100'üncü Yıl İlköğretim Okulu 8'inci sınıf öğrencileri Kadir Özen ve İlker Aydemir, Fen ve Teknoloji Öğretmenleri Sertaç Bayraktar ile birlikte, Milli Eğitim Bakanlığı'nın TÜBİTAK işbirliği ile düzenlediği yarışma için bir proje hazırladı. 'Temizlik imandan gelir' sözünden yola çıkan ve projeye de bu ismi veren öğrenciler, tuvalette el yıkama alışkanlığını geliştirmek amacıyla, sabunluğun altına götürülen ele sabunun akmasıyla otomatik olarak açılan kapı icat etti.

Su sayacı kapağını kapı olarak kullanan öğrencilerin ayrıca kapı kilidi, sabunluk ve hareket sensörü kullanarak 3 ayda tamamladıkları proje, 8 bin eserin katıldığı geçen 10 Nisan'daki yarışmada ilk 100 proje arasına girmeyi başardı. Genç mucitlerin 350 liraya mal ettikleri icadı, Ankara'da sergilenen 100 eser arasında en çok ilgi gören projeler arasında yer aldı.

Babası maden işçisi olan Kadir Özen, özellikle toplu yaşanılan yerlerde el yıkamanın çok önemli olduğunu söyledi. Öğrencilerin okula devamsızlıklarının en önemli nedenlerinden birinin ishal olduğunu da vurgulayan Kadir Özen, Burada tuvalet temizliğinin ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Biz buradan yola çıkarak bu projeyi geliştirdik. İnsanlara el yıkama alışkanlığını kazandırmayı amaçladık. Tuvalete girdiğinizde kapının açılması için tek bir yol var. O da elimizi sabunluğun altına tutmak. Sabun aktığı zaman, sabunluğun üzerine monte ettiğimiz hareket sensörü sayesinde kapı otomatik olarak açılıyor. Kapıda, kapı kolu veya açmak için başka bir düzenek yok. Tek yol ellerimizi yıkamak. Kapı bu şekilde açılıyor ve çıkabiliyoruz. Biz bu projenin okullarda uygulanabileceğini düşünüyoruz dedi.İlker Aydemir de geliştirdikleri bu projenin Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı'nın desteği ile tüm okullarda, ayrıca toplu yaşanılan yerlerde, örneğin alışveriş merkezlerinde, büyük işyerlerinde de uygulanabileceğini söyledi.

Öğrencilere Süt Dağıtımı Uygulaması Yarın Başlıyor

İlköğretim okullarında süt dağıtımı uygulaması yarın başlıyor.
İlköğretim okullarında süt dağıtımı uygulaması yarın başlıyor. Proje kapsamındaki okullarda eğitim gören öğrenciler, haftanın 5 günü süt içecek.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı'nın ortaklaşa yürüttüğü projeden ana sınıfı, ilköğretim 1, 2, 3, 4, ve 5. sınıf öğrencileri faydalanacak. Proje ile Türkiye genelindeki 32 bin 574 okulda 7 milyon 200 bin öğrenciye haftanın 5 günü süt dağıtılması öngörülüyor. Sütler öğrencilere 200 mililitrelik kutular içinde verilecek.

Elbistan'da ise yaklaşık 14 bin öğrenci yarın ilk kez süt içecek. Okullara getirilen uzun ömürlü sütlerin görevli öğretmenler tarafından dağıtılacağı öğrenildi.

Eğitimde Dev Proje

Vali Sebahattin Öztürk, eğitimde kalite ve verimliliği artırmak amacıyla, ilk ve orta öğrenimi kapsayacak şekilde kampus sistemine geçileceğini açıkladı.

Eğitim kampüsü projesinin hayata geçirilmesiyle birlikte Erzurum Sağlık'tan sonra Eğitim Kampüsü yatırımını alacak ilk iller arasında yer alacak.

DOSİAD 2008'DE ÖNERMİŞTİ

Doğu Anadolu Sanayici ve işadamları Derneği'nin 2007 yılında gündeme getirdiği, Erzurum kamuoyunda oldukça ilgi toplayan

'Eğitim Kampüsü Projesi' nihayet hayata geçiyor. DOSİAD'ın Eğitim Kampüsü Projesi çağrısı Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın talimatıyla uygulamaya konuluyor. Erzurum Sağlık Kampüsünden sonra Eğitim Kampüsü'nde de pilot iller arasında yer alacak.

ÖZTÜRK'TEN AÇIKLAMA

Vali Öztürk,

Eğitim Kampüsü Projesi'nin çağdaş bir adım olduğunu vurgulayarak, Erzurum kent merkezinde 3 kampüs kurmayı amaçladıklarını söyledi. Kampüs Projesi'nin Sağlık Bakanlığı Şehir Hastaneleri ya da Sağlık Kampüsü diye adlandırılan projeyle benzerlik gösterdiğini belirten Vali Öztürk, " Milli Eğitim Bakanlığı'nın kamu-özel ortaklığı diye bir projesi var. Bu sağlık bakanlığının daha önce uyguladığı projenin milli eğitim bakanlığına uygulaması olacak. Daha henüz yönetmeliği çıkmadı. Bu çerçevede biz eğitim kurumlarımızı yeniden gözden geçirmek durumunda kaldık. Mevcut eski binalarımızı yani deprem yönetmeliğinden evvel yapılmış

olan okulları bir kere peyder pey

deprem güçlendirmesini yapmamız lazım. Bu noktada güçlendirmede yetersiz kalacak ve maliyeti yüksek olacaksa yıkıp yeniden yapmayı düşünüyoruz." dedi.

EĞİTİM KAMPÜSÜ PROJESİ

Milli Eğitimde reform düzeyindeki 4+4+4 uygulaması kapsamında, eğitimde kaliteyi artırmak amacıyla kampus oluşumunun çağdaş bir zorunluluk olduğuna değinen Öztürk, " Milli Eğitim Bakanlığı 'bir kampus yeri seçin, burada ihtiyaç duyduğunuz okullar hangileri ise konuşlandırın' şeklinde görüş bildirdi.. Fakat biz bir tane kampüsten ziyade 3 yerde konuşlandıralım dedik. Hepsini bir yerde toplamayalım dedik. Bu merkezdeki okulların kapatılacağı anlamına asla gelmiyor." diye konuştu.

ERZURUM'DA ÜÇ KAMPÜS KURULACAK

Kampüs Projesiyle

4+4+4 eğitimine uygun eğitimde fiziki şartları yerine getirmeyi amaçladıklarını kaydeden Öztürk şunları söyledi, " İlçelerimizde yine çok katlı okullarımız gözden geçireceğiz fakat bizim önceliğimiz il merkezi. İl merkezinde okullarımızın güncelleştirilmesi, yeni sisteme uygun hale gelmesi için ne gerekiyorsa onları yapacağız. Eğer bir kampus yapılacaksa şehrin değişik yerlerinde 3 yerde olmasını, üç merkezi alanda kurulmasını düşünüyoruz . "

AKDAĞ TALİMAT VERDİ

Türkiye'de Eğitim Kampüsü Projesinin ilk uygulamaya geçtiği ilin Bursa olduğunu, Erzurum'un bu alanda ikinci adımı atacak şehir konumunda bulunduğunu bildiren Öztürk,

'Eğitim kampüsünü uygulaması Bursa'da var. Türkiye'de çok yaygın bir uygulama değil. Sağlık bakanımız Sayın Recep Akdağ,

bu projeyi duyar duymaz bizi harekete geçirdi. Pilot il olma noktasında çalışıyoruz. Milli eğitim bakanlığı bu projeyi hayata geçirdiği an, biz bu projeye hazırız diyeceğiz. "dedi.

KAMPÜS PROJESİ TÜRKİYE PROJESİ

Kampüs Projesi'nin bir Türkiye Projesi olduğunu, projenin hayata geçirilmesi sürecinde mevcut okulların kapatılmasının söz konusu olmadığını vurgulayan Öztürk Eğitim meselesi ninertelenebilir

bir mesele olmadığının altını çizerek, şunları kaydetti, " Eski okulları kapatıp da kampüse toplama gibi bir durum yok.

Eğitim binalarını iş adamlarına yaptıracağız. Biz 30 yıllığına, 40 yıllığına kiralayacağız. Projede amaç,

özel sektörün parasal imkanlarını eğitim hizmetlerine aktarmak,

ertelenemez eğitim hizmetlerinde fiziki anlamda Avrupa standartlarını yakalamaktır.

Bu projede bize anlatılan da budur. Henüz yönetmelik çıkmadı. Çıktığında daha net anlaşılır olacak. Bu proje eğitimde fiziki şartlar anlamında tavan yaptıracaktır. Biz Erzurum olarak, eğitim noktasında daha sıkı takiple imkanların elverişli olduğu ortamda eğitimde yüzde 100 başarı hedefine ulaşmayı amaçlıyoruz. Bu Türkiye'nin hedefi, bu Erzurum'un hedefi. "dedi.

Okul Ne İşe Yarar?

  Her kurum gibi okul için de bu "Okul ne işe yarar" sorusu sorulur ve sorulması gereken, çok önemli bir sorudur. Kişilerin nerede...