19 Ocak 2013 Cumartesi

ÇALIŞMA ODASI


ÇALIŞMA ODASI

ÇALIŞMA ODANIZDA FENG SHUİ RÜZGÂRI ESİYOR
Hayatınızın en çetin mücadelesini verdiğiniz mekân kuşkusuz çalışma odanızdır. Çalışma odanız sizin aynanızdır ve sizi yansıtır. Başarısız birinin çalışma odası dağınık iken başarılı birisinin çalışma odası derli topludur. Aslan yattığı yerden belli olur sözüne göre başarıyı elde ettiğiniz çalışma odanızın tasarımı ve dekorasyonu önemli bir iştir. İyi bir çalışma odası tasarımlamak istiyorsunuz. Başarınızın bir kısmını çalışma odanıza borçlu olduğunuzu unutmayın. O yüzden bu odaların tasarımı da çalışmalarınız gibi mükemmel olmalıdır.

Son günlerde adı çokça geçen bir kavram olan feng shui ile sizi tanıştırmak isterim. Çalışma odanızı feng shui mantığına göre düzenlemeye ne dersiniz. Feng shui yerleştirme sanatının Japoncadaki adıdır. Feng shui yerleştirme sanatına göre odanız şu özellikte yerleştirilmelidir.
1-çalışma masası sizi odaya hâkim kılmalıdır. Odaya kimin girip çıktığını rahat görebileceğiniz bir sistemde olmalıdır.
2-çalışma masanızın arkasında pencere olmamasına dikkat edilmeli pencereler yan tarafta olmalıdır.
3-çalışma odanız daima temiz kokmalıdır.
4-aydınlatmada florasan yerine masa lambası kullanın
5-cam masa kullanmaktan kaçının

Usta Gazeteciye Son Veda!

Binlerce seveni haberin duayen isimlerinden Mehmet Ali Birand'a veda etmek için bugün Teşvikiye Camii'nde toplandı.
Cenaze namazının ardından Birand'ın sevenleri gözyaşları arasında Birand'a "helallik" verildi. Birand'ın sevenleri Birand'ı dualarla ve gözyaşlarıyla uğurladı. Vatandaşların da camiye akın ettiği törende, Birand'ın naaşını oğlu Umur Birand omuzladı.
Bu arada Teşvikiye'deki törene devletin zirvesi katıldı. Cenaze namazına, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan, AB Bakanı Egemen Bağış, CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal, AK Parti İstanbul Milletvekili Hakan Şükür, AK Partili Burhan Kuzu, CHP Genel Başkan Yardımcıları Umut Oran, Gürsel Tekin ve Sezgin Tanrıkulu, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, CHP Genel Sekreteri Bihlun Tamayligil, BDP'li Sırrı Sakık, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, eski Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ricciardone, Fener Rum Patriği Bartholomeos, Halit Kıvanç, sanatçılar Suavi, Adnan Şenses, Yavuz Bingöl, Defne Samyeli, tiyatrocu Demet Akbağ, işadamları, yakınlar, çalışma arkadaşları katıldı.
BİRAND SEVGİSİ CAMİ AVLUSUNA SIĞMADI
Medya, siyaset, iş, sanat ve spor camiasından pek çok ünlü ismi buluşturan cenaze namazında kalabalık, cami avlusuna sığmayıp sokaklara taştı.
AİLE KABRİSTANINA DEFNEDİLDİ
Tedavi gördüğü hastanede önceki gün vefat eden gazeteci yazar Mehmet Ali Birand'ın (72) cenazesi, Anadolu Hisarı Mezarlığı'ndaki aile kabristanına defnedildi.
Mehmet Ali Birand'ın cenazesi, Teşvikiye Camisi'nde öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından Anadolu Hisarı Mezarlığı'na getirildi.
Aile kabristanındaki defin öncesinde Birand'ın eşi Cemre Birand, torunu Umberto Birand'ın patiğini, Erbil'den getirilen toprağı, Mehmet Ali Birand'ın umrede kullandığı havluyu ve bir demet çiçeği mezara bıraktı.
Galatasaray Kulübü Başkanı Ünal Aysal da kendisine verilen Galatasaray atkısını mezara koydu.
Mehmet Ali Birand'ın cenazesi, oğlu Umur Birand tarafından mezara indirildi. Oğul Birand'ın zaman zaman gözyaşlarına engel olamadığı görüldü.
Mezarlıklar Müdürlüğü Protokol İmamı Fatih Savaş, Kur'an-ı Kerim okudu. Savaş, yaptığı duada şair Necip Fazıl Kısakürek'in "Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber/Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber-" dizelerine yer verdi.

KİRACILARIN ABONELİK DERDİ SONA ERİYOR

Kiracıların korkulu rüyası haline gelen tesisat aboneliğini açtırıp kapattırmak, e-devlet sisteminin genişlemesiyle birlikte tarihe gömülecek.

Başbakan Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Bilim, Teknoloji Yüksek Kurulu (BTYK), e-devlet hizmetlerinin artırılması kararı aldı. Bu kararla kiracıların korkulu rüyası haline gelen tesisat aboneliğini açtırıp kapattırmak tarihe gömülecek.
ELEKTRİK-SU-DOĞALGAZ TAŞIMA DERDİNE SON
Bu çerçevede taşınırken eski evin elektrik, su ve doğalgazını kestirip tekrar bağlatma derdi sona eriyor. Bu abonelikler artık e-devlet sistemi ile internet üzerinden yeni adrese taşınabilecek. E-devlet hizmetlerinde Avustralya örnek oldu.
E-DEVLETİ HIZLANDIRALIM
Bugün gazetesinin haberine göre; BTYK toplantısında, Türkiye'nin e-devlet alanındaki hizmetlerinin daha da hızlandırılması kararlaştırılırken, dünyadaki çarpıcı e-devlet uygulamaları da ele alındı. Güney Kore, bir vatandaşın bir yıl içinde devlet dairelerine gitme süresini 3'ün altına indirme kararı aldı. Bu yönde de çalışma başlattı. Güney Kore'de ihracat işlemleri 2 dakikaya, ithalat da 1,5 saate indirildi. Yine bu ülkede kurulan veri merkeziyle 1,2 milyar TL'lik tasarruf sağlandı.
24 DOLAR TASARRUF
ABD, e-devlet hizmetlerini yaygınlaştırarak, devlet dairesine gidilerek yapılan işlem başına 24 dolar tasarruf etti. Singapur'da pasaport bekleme süresi kısaldı. Filipinler'de 616 firmanın verilerinin sisteme aktarılmasıyla, kayıtdışılık azaltıldı. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün de BTYK'da alınan son kararları değerlendirerek, e-devlet kapısının yeni uygulamalarla zenginleştirileceğini müjdeledi.
TÜM HİZMETLER E-DEVLETTE
Ergün, e-devlet uygulamaları ile kısa zamanda, yüksek olmayan maliyetlerle vatandaşların yaşam kalitesinin artırılmasına ciddi katkılar yapılabileceğini dile getirdi. e-Devlet uygulamalarının yaygınlaştırılmasıyla verimlilik artışı sağlanacağını, zamandan ve maliyetten tasarruf edileceğini belirten Ergün, "Vatandaşımızı, tüm hizmetlerini e-Devlet kapısından yapabilir hale getirmek zorundayız. Bu anlamda çarşamba günü yaptığımız BTYK'da çok önemli kararlar aldık. Çalışmalar bundan sonra daha da hızlanacak" dedi.
UYGULAMA 5 YAŞINDA
Türkiye'nin bilgi toplumuna geçiş sürecinde önemli bir kilometre taşı olan e-Devlet Kapısı, 18 Aralık 2008 tarihinde Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından hizmete açıldı. Hedef vatandaşların 7/24 kesintisiz hizmet alabilmesi. Geçen sürede 15 milyonun üzerinde vatandaş e-devlet kapısından hizmet almayı tercih etti. Genellikle sigorta hizmet dökümü, çalıntı araç sorgulama, dava gibi kendisini yakından ilgilendiren konular vatandaş tarafından e-devletten alındı.
Bugün

TEŞKİLAT

Teşkilat



Çok güzel bir kurgu-roman. Özellikle benzer bir kitap projesi olan değerli meslektaşım Yusuf Karakaş kardeşime tavsiye ediyorum :)

***

Onlar; Oğuz Kağan’dan bugüne, Türk’ün devlet-i ebed müddet fikrini devam ettiren gizli teşkilatın liderleriydi...

Kimi Gök-Türk’ü, kimi Selçuklu’yu, kimi Osmanlı’yı, kimi de Türkiye Cumhui’ni kurmakla görevlendirildi. Nizamülmülk’ten Gazali’ye, Selçuk Bey’den Mevlânâ’ya, Osman Bey’den Sultan Abdülhamit’e, Mustafa Kemal’den Turgut Özal’a kadar birçok isme; Teşkilat’ın gizli sancağı emanet edildi. Pakistan’da, Afganistan’da, Lübnan’da, Azerbaycan’da, Bosna’da; Osmanlı Devleti’nin bakiyesinde kurulan elliye yakın devletin harcında Onlar’ın gizli faaliyetleri vardı. Ve bugün; Türk’le Kürt’ü, Türk’le Fars’ı savaştırmak isteyen Kaos Düzeni’nin mimarları, hesap etmedikleri bir gerçekle yüzleşmeye başladı: Teşkilat’ın askerleri, yeni bir düzen için geri dönüyorlardı…

Kuzey Irak’taki uyuşturucu ve silah ticaretini araştırmakla görevli olan Türk istihbarat subayı Feyzullah Yiğit, Kerkük’teki evinde suikasta uğrar. Yiğit’in hazırladığı gizli rapor; hilafetin yeniden tesis edilmesinden PKK’nın lider kadrosunda yaşanan değişime, İran’ın bölgedeki gizli faaliyetlerinden ordu içindeki ihanet çemberine kadar, Ankara’nın çözmeye çalıştığı kördüğümü gözler önüne sermektedir. Suikastın izini süren MİT, hiç beklenmedik bir sonuçla yüzleşmek zorunda kalacak; Amerikan, Rus ve Alman istihbarat servislerinin kurduğu planı deşifre edecektir.

Tarih:

“Mustafa Kemal, saltanatı yıkmak ve yerine Cumhuriyet rejimi kurmak istiyor. Şu halde nasıl olur da onu lider tayin ederiz?”

“Ha­ne­dan ha! Han­gi sal­ta­nat, han­gi pa­di­şah Pa­şam? Sa­ray’a çev­ril­miş nam­lu­la­rı, Be­şik­taş İs­ke­le­si’ne de­mir­le­miş or­du­la­rı gör­mez mi­si­niz? Uyan­ma­nın vak­ti gel­di Pa­şam. Bu­gün, ye­ni bir dev­let kur­ma lü­zu­mu hâ­sıl ol­du. Sul­tan haz­ret­le­ri, va­ta­nı kur­tar­ma­nın he­sa­bı­nı ya­par­ken; sen, sul­ta­nı kur­tar­ma­nın he­sa­bın­da­sın! Bu çam, çok ko­za­lak dök­tü Ra­şit Bey! Sen Os­man­lı’yı çam bi­lir­sen, ya­nı­lır­sın! Bu­gün, ay­nı çam, Os­man­lı gi­bi bir ko­za­lak da­ha dö­kü­yor!”

Siyaset:

“İran’dan İs­ra­il’e atı­la­cak olan fü­ze­le­ri, an­cak İs­ra­il sı­nı­rı­na gir­dik­le­ri za­man vu­ra­bi­li­yo­ruz. Bu fü­ze­le­rin de kim­ya­sal baş­lık ta­şı­dı­ğı­nı dü­şü­nür­sek, İs­ra­il­li dost­la­rı­mı­zın na­sıl bir teh­li­key­le kar­şı kar­şı­ya ka­la­cak­la­rı­nı an­la­ya­bi­li­riz. Tür­ki­ye ile an­laş­mak ve sa­vun­ma sis­te­mi­ni Hak­kâ­ri’de kur­mak zo­run­da­yız.”

Ve Aşk...:

“Bizde aşk dediğin, sevilmek değil, sevmektir kızım! Kalp için, sevmekten daha büyük nimet, âşık olmaktan daha tatlı bir zevk yoktur.”

8 Ocak 2013 Salı

OD



Her yazdığı romanla yüz binlerin kalbini feth eden İskender Pala yeni romanı ‘OD’ ile yeniden okurlarını selamlıyor. Od bir Yunus Emre romanı. Gök kubbemizin her zaman parlayan ve hep çok sevilen, şiirleri gönülden gönüle dolup dilden dile dolaşan Yunus Emre, bu kez OD’un ana kahramanı. İskender Pala’nın ilim ve kültür adamı olmasının yanında, yazar kişiliğinin imbiğinden geçirilerek aşkın tahtına bir kez daha oturtuluyor. 13. yüzyılın her bakımdan kavruk ve yanıp yıkılan ortamına Yunus Emre’nin gelişi tarihi atmosfer içerisinde hakiki anlamına kavuşturuluyor. Yıkıntılar ve yangınlar içinden bir gönül ve bir insanlık anıtının inşa edilişi cümle cümle anlatıyor ve elbette kalbe dokuna dokuna yol alıyor. Romanın her sayfasında Yunus’un hamlıktan saflığa geçişi okunuyor.

Biliyorum,

“Biz bu ilden gider olduk, 

kalanlara selam olsun,” demişti…

Yine Biliyorum,

“Bizim için hayır dua kılanlara selam olsun.” Demişti…

Ve Sevgili’ye gittiği o geceden sonra adının dilden dile,

Aşkının gönülden gönüle dolaştığını da biliyorum…

Şimdilerde ona kimisi Âşık Yunus, Miskin Yunus…

Derviş Yunus…Varsın onu da desinler.

Ve Türk yurtlarında, onu en çok “Bizim Yunus” diye çağırırlar.

Biliyorum…

Ten fânidir, can ölmez 

Çün, gitti geri gelmez

Ölür ise ten ölür

Canlar ölesi değil

ŞAH VE SULTAN



Tutku…

Güzellik…

Aşk ve savaş. Sadece gönüllerin değil alınların, kemiklerin ve gözlerin alev alev yandığı savaş.

Kahramanlarını, Yavuz Sultan Selim’i de Şah İsmail’i de tarihin merdivenlerinde bir basamak aşağı indiren bir basamak yukarı çıkaran savaş.

Çaldıran... 

Şimdi Çaldıran ne 500 yıl geride ne 500 yıl ileride.

Savaş tasında büyücünün gördüğü neydi?

Kızılbaşlık!

Sünnilik!

İktidar hırsı.

Aşkın bir çökelti gibi dondurduğu zaman!

Korku? Ya o?

Yazar biraz da korkuların üstüne gidendir.

Tarih ileriye doğru çözüldükçe ağacın kökleri de görülecektir.

Alevi de Sünni de bağlıdır o köke. Birdir o toprakta.

Gölgeler büyümüşse ışığı değil korkuyu yenmek gerekir.

Karanlık ve kör ışığın egemenliği boğmasın artık nesilleri.

Ve işte bir kez daha aşk!

Şiir kadar iktidar atında rüzgâra ve ateşe doğru yol alan iki hükümdar.

Şah ve Sultan…

Dünya incisi zarif ve asil kadınlar. Yeminlerine bağlı erkekler.

Masal kadar gerçek.

Büyüleyici olduğu kadar umut verici.

Şah&Sultan her cümlesi aşkla okunacak bir kitap.

İskender Pala’dan…

KATRE İ MATEM



Roman, müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikâyesi olarak başlıyor. Okurlar, bu elyazması kitabın açtığı kapıdan içeri giriyor, bir devre adını veren lalenin izinde İskender Pala’nın yarattığı etkileyici ve büyüleyici bir atmosferin içinde yol alıyor. 

İstanbul bu romanda, karmaşası, heyecanı, isyanları, kalabalığı ile lalelere bürünüyor. Öyle ki lale sadece bir çiçek değil, bir yaşayış tarzı, estetik bir tavır, kültürel ve tarihsel bir birikim olarak İstanbul’u, hatta tüm Osmanlı’yı çevreliyor. İstanbul, doğal tüm güzelliklerinin, mimari şaheserlerinin tarihî debdebesi ile beraber lalezarlara, lale yarışlarına, lale şiirlerine bezeniyor; lalelerin şehri, renklerin şehri, yaprakların şehri haline dönüşüyor. 

İskender Pala, Katre-i Matem’de usta kalemiyle lalelere bezediği İstanbul’da kavuşup doyulamayan, kavuşulamayıp yakan aşkların elemli ve Osmanlı hallerini de tüm ıstırap ve coşkularıyla anlatıyor. Sevdiğini, aşklarının ilk gecesinde kaybeden Şahin’in macerasını anlatan roman, bu kaybın ardındaki esrarı çözmek için külhanlara, tomruklara, lalezarlara ve hatta Osmanlı sarayına kadar gidiyor. İşte bu yolculuk, okuru hiç ummadığı yerlerde hiç ummadığı maceralarla karşılaştırıyor.

Cinayetlerin gölgesiyle giderek gizemli bir hal alan olaylar Lale Devrine nihayet veren Patrona Halil İsyanının yakıcı siyasal çalkantılarıyla birlikte çözülmeye başlıyor. 

Kalemimi hokkaya bandırdığım şu anda –ki Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’yı canından; Sultan III. Ahmet’i de tahtından eden cehennemden nişan Eylül İhtilali’nin üzerinden henüz iki hafta geçti- şahit olduğum olayları yazıp yazmamakta kararsız sayılırım. Bilemiyorum. Yazmak gerektiğini düşündüğüm şeyler bir bakıma devlete ait sırları ifşa etmek gibi bir ihanetin ağırlığını da vicdanıma yükleyecek. Öte yandan Şark’ın kutsal çiçeği laleye dair yorumlarda bulunacak ve belki şükufeciyan esnafını gücendirmiş de olacağım. Ama birisi çıkıp yiğit Şehzade Ahmet’i, aşağılık isyancıların yaptıklarını, cennete benzeyen İstanbul’u ve Sadabat’ın laleye kattığı zarafeti anlatmazsa bu dahi tarihe ve şehre haksızlık sayılır.

Okul Ne İşe Yarar?

  Her kurum gibi okul için de bu "Okul ne işe yarar" sorusu sorulur ve sorulması gereken, çok önemli bir sorudur. Kişilerin nerede...