2 Ağustos 2017 Çarşamba

Lozan Antlaşmasının Azınlıklarla İlgili Bölümü

Madde 37 — Türkiye, 38.den 48.e dek maddelerde belirtilen hükümlerin temel yasalar [Les Lois fondamentales] olarak tanınmasını ve hiçbir yasa, hiçbir yönetmelik ve hiçbir resmî işlemin bu hükümlerle çelişkili ya da onlara aykırı olmamasını ve hiçbir yasanın, hiçbir yönetmeliğin ve hiçbir resmî işlemin söz konusu hükümlere üstün sayılmamasını yükümlenir.
Madde 38 — Türkiye Hükümeti, doğum, milliyet, dil, soy ya da din ayırt etmeksizin, Türk halkının tümünün yaşam ve özgürlüklerini, en geniş biçimde korumayı yükümlenir. Türkiye'nin tüm halkı, kamu düzeni ve genel ahlak ile bağdaşmazlık göstermeyen her din, mezhep ya da inanışın gerek genel, gerek özel biçimde özgürce kullanılması hakkına sahip olacaktır. Müslüman olmayan azınlıklar, Türkiye Hükümetince ulusal savunma ya da kamu düzeninin korunması için ülkenin her yerinde ya da bir bölümünde alınan ve tüm Türk yurttaşlarına uygulanan önlemler saklı kalmak koşulu ile dolaşım ve göç özgürlüğünden bütünü ile yararlanacaklardır.
Madde 39 — Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk yurttaşları Müslümanlarla özdeş medeni ve siyasal haklardan yararlanacaklardır. Türkiye'nin tüm halkı, din ayırt edilmeksizin yasa önünde eşit olacaktır. Din, inanç ya da mezhep farkı hiçbir Türk yurttaşının medeni ve siyasal haklardan yararlanmasına ve özellikle genel hizmetlere kabulüne, memurluğa ve yukarı derecelere ulaşmasına, ya da çeşitli meslekleri ve sanatları yapmasına bir engel sayılmayacaktır. Herhangi bir Türk yurttaşının gerek özel ya da ticaret ilişkilerinde, gerek din, basın ya da her türlü yayın konusunda ve gerek toplantılarda herhangi bir dili serbestçe kullanmasına karşı hiçbir sınır konulmayacaktır. Resmî dilin varlığı kuşkusuz olmakla birlikte, Türkçeden başka dil ile konuşan Türk yurttaşlarına yargıçlar önünde kendi dillerini sözlü olarak kullanabilmeleri için gerekli kolaylıklar gösterilecektir.
Madde 40 — Müslüman olmayan azınlıklara ilintili olan Türk yurttaşları hukuk bakımından ve fiilen öteki Türk yurttaşlarına uygulanan işlemlerin ve sağlanan güvencelerin tıpkısından yararlanacaklar ve özellikle harcamaları kendilerince yapılmak üzere, her türlü yardım, dinsel ya da sosyal kurumları, her türlü okul ve benzeri öğretim ve eğitim kurumları kurma, yönetme ve denetleme ve buralarda kendi dillerini özgürce kullanma ve dinsel ayinlerini serbestçe yapma bakımından eşit bir hakka sahip bulunacaklardır.
Madde 41 — Genel öğretim konusunda Türk Hükümeti, Müslüman olmayan yurttaşların önemli bir oranda yerleşmiş oldukları kentler ve kasabalarda, bu Türk yurttaşlarının çocuklarının ilkokullarda kendi dilleriyle öğretim görmelerini sağlamak üzere gerekli kolaylığı gösterecektir. Bu hüküm Türk Hükümetinin söz konusu okullarda Türk dilinin öğretilmesini zorunlu kılmasına engel olmayacaktır. Müslüman olmayan azınlıklara ilintili Türk yurttaşlarının önemli oranda bulundukları kentlerde ya da kasabalarda, bu azınlıklar devlet bütçesi, belediye ya da benzeri bütçelerde eğitim, din ya da yardım amacıyla genel gelirlerden verilecek paralardan yararlanma ve ödenek ayrılması konusunda hakça bir pay alacaklardır. Söz konusu paralar, ilgili kurumların yetkili temsilcilerine ödenecektir.
Madde 42 — Türkiye Hükümeti Müslüman olmayan azınlıkların aile ya da kişi statüleri konusunda, bu sorunların söz konusu azınlıkların törelerine göre çözümlenmesine uygun her türlü hükümleri koymayı kabul eder. İşbu hükümler Türkiye Hükümeti ile ilgili azınlıklardan her birinin eşit sayıda temsilcilerinden oluşan özel komisyonlarda düzenlenecektir. Anlaşmazlık olursa, Türkiye Hükümeti ile Milletler Cemiyeti Meclisi birlikte, Avrupalı hukukçular arasından bir üst hakem atayacaktır. Türkiye Hükümeti, söz konusu azınlıkların kiliseleri, havraları, mezarlıkları ve öteki dinsel kurumlarına her türlü koruyuculuğu göstermeyi yükümlenir. Bu azınlıkların bugün Türkiye'de bulunan vakıflarına, dinsel ve yardım kurumlarına her türlü kolaylığı gösterecek ve izinleri verecek ve yeni dinsel ve yardım kurumları kurulması için, benzeri öteki özel kurumlara sağlanmış olan gerekli kolaylıklardan hiçbirini esirgemeyecektir.
Madde 43 — Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk yurttaşları, inançlarına aykırı ya da dinsel ayinlerini bozucu herhangi bir işlem yapmaya zorlanamayacakları gibi hafta tatilleri gününde mahkemelerde hazır bulunmaktan ya da herhangi bir yasal işlemin yapılmasından kaçınmaları nedeniyle, onların hiç bir hakkı ortadan kalkmayacaktır. Bununla birlikte, bu hüküm söz konusu Türk yurttaşlarının, kamu düzeninin korunması bakımından, öteki tüm Türk yurttaşlarının bağlı olduğu yükümlerden bağışık kılmayacaktır.
Madde 44 — Türkiye, işbu kesimin yukarıdaki maddelerinin, Türkiye'nin Müslüman olmayan azınlıklarına ilişkin bulunduğu ölçüde, uluslararası toplumu ilgilendirici nitelikte yükümler getirdiğini ve onların Milletler Cemiyetinin güvencesi altına konulmasını kabul eder. İşbu hükümler Milletler Cemiyeti Meclisi'nde çoğunluğun muvafakati olmaksızın karar olmaksızın değiştirilemeyecektir. Britanya İmparatorluğu, Fransa, İtalya ve Japonya Milletler Cemiyeti Meclisinde işbu maddeler konusunda, yöntemine uygun biçimde, çoğunlukla kabul edilecek olan her hangi bir değişikliği reddetmemeyi bu Antlaşma ile yükümlenirler. Türkiye, Milletler Cemiyeti Meclisi üyelerinden her birinin bu yükümlülüklerden herhangi birine aykırılık olması ya da olma tehlikesi üzerine, buna Meclisin dikkatini çekmeye yetkili olacağını ve Meclisin, duruma göre, uygun ve etkin sayılacak bir davranışta bulunabileceğini ve yönerge verebileceğini kabul eder. Bundan başka, Türkiye, işbu maddelere ilişkin hukuksal ya da edimsel sorunlarda, Türkiye Hükümeti ile bağıtlı öteki devletlerden herhangi biri ya da Milletler Cemiyeti Meclisi üyelerinden her hangi bir devlet arasında görüş ayrılığı ortaya çıkınca bu anlaşmazlığın, Milletler Cemiyeti Antlaşmasının 14. maddesi uyarınca, uluslararası nitelikte bir anlaşmazlık gibi sayılmasını kabul eder. Türkiye Hükümeti bu türden olan her hangi bir anlaşmazlığın, öteki taraf istemde bulunursa, uluslararası Daimi Adalet Divanına götürülmesini kabul eder. Daimi Divan kararı istinaf edilemeyip Milletler Cemiyeti Antlaşmasının 13. maddesi uyarınca verilmiş bir kararın güç ve hükmünün tıpkısına sahip olacaktır.

Türkiye’nin Kara Kutusu: “Lozan Antlaşması”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 29 Eylül 2016 tarihinde Beştepe'de muhtarlarla buluşma toplantısında yaptığı konuşmada tarihi bir tartışmayı tekrar gündeme taşımıştı. Erdoğan konuşmasında, “1920'de Sevr'i gösterdiler, 1923'te bizi Lozan'a ikna ettiler. Ege'de, bağırsan sesinin duyulacağı adaları biz Lozan'da Yunan'a verdik. Birileri de Lozan'ı ‘zafer' diye yutturmaya çalıştı. Zafer mi bu? Lozan'da masaya oturanlar o anlaşmanın hakkını veremediler. Onlar veremedikleri için şimdi biz sıkıntı yaşıyoruz"[1]  diyerek resmî tarih tezlerinin aksine Lozan Antlaşması'nın “zafer" olarak değerlendirilemeyeceğini en üst perdeden dile getirmişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Lozan Antlaşması'nı gündeme getirmesinin zamanlaması dikkat çekiciydi. Cumhurbaşkanı'nın bu hamlesinin 15 Temmuz darbe girişimi sorası gelişmelerle bağlantısı söz konusudur. Zira darbe girişimi sonrası Türkiye'nin ABD başta olmak üzere Batı ile ilişkileri gergin bir seyir izlemeye başlamıştır. Türkiye'nin o süreçte başlayan Musul[2] operasyonunda aktif rol alma girişimleri de göz önünde bulundurulduğunda, Erdoğan'ın Lozan çıkışının özellikle hangi mihraklara yönelik gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Ayrıca Lozan çıkışının, içerideki “ulusalcı" kesimlere “yeni dönemin kendileri tarafından domine edilmeyeceği" mesajını da içerdiği söylenebilir. Aradan geçen yaklaşık on aylık sürede Türkiye, Musul operasyonlarında aktif rol alamadığı gibi “ulusalcı" kesimlerin 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında başta ordu olmak üzere önemli devlet kurumlarında yeniden örgütlendikleri iddiaları da gündemdeki yerini korumaktadır. Dolayısıyla Musul operasyonunu gerçekleştiren uluslararası koalisyon Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Lozan'la ilgili itirazını dikkate almamıştır. Lozan'ı sahiplenen “ulusalcı" kesimin Cumhurbaşkanı'nın itirazları ile ilgili sert eleştirileri ise bu kesimin Lozan'ı, laikliğin ve kendilerinin sistem içindeki konumları ile doğrudan ilişkilendirmelerinden kaynaklanmaktadır.[3]
Lozan Antlaşmasının gerçek mahiyetinin ne olduğu, daha açık bir ifadeyle “zafer mi, yoksa hezimet mi?" olduğu, kamuoyunda uzun yıllardan beri tartışılan bir husustur. Lozan Antlaşmasının, “Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu mu, yoksa Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılışını mı ilan ettiği; Türkiye'nin sadece coğrafi sınırlarını mı çizdiği, yoksa siyasi yapısına da müdahale ederek rejimin karakterini de mi belirlediği"[4] soruları önem arz etmektedir.
Resmî tarih anlatımına göre Lozan Antlaşması, 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre'nin Lausanne (Lozan) şehrinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) temsilcileriyle[5] başta itilaf devletleri olmak üzere birçok gözlemci ülkenin katıldığı, uzun süren görüşmeler sonrasında imzalanan barış antlaşmasıdır. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin var oluşunun tapusu ve bağımsızlığının tescillenmesidir.
Lozan antlaşmasının orijinal metni, ekleri ve Fransızca karşılığıyla 357 sayfadır. Bunun yanı sıra “gizli" maddelerin de olduğuna dair iddialar bulunmaktadır. “Gizli" olduğu ifade edilen bölümler bir yana, elimize ulaşan gerçek metin dahi uzun bir dönem saklı tutulmaya çalışılmıştır. Antlaşma metni, yaklaşık 55 yıllık bir süre zarfında siyasiler, akademisyenler hatta Dışişleri Bakanlığı'na mensup bürokratlar tarafından bile tetkik edilememiştir.
Uluslararası Antlaşmalar Hukukuna göre, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu belgesi niteliğinde olan Lozan Antlaşmasının balmumu mühürlü nüshası, Fransa Dışişleri Bakanlığı arşivlerinde bulunmaktadır. Fransız Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanıp tasdiklenen resmî kopyalar ise ilgili devletlere dağıtılmıştır. Söz konusu nüshalardan biri de Türkiye'ye verilmiş, ancak nüsha Dışişleri Bakanlığı'nın mahzenlerine atılmıştır. Antlaşma metni ancak 1978'de, Dışişleri Bakanlığı Arşiv Dairesi Başkanı Kemal Girgin tarafından kurulan özel bir ekip tarafından bulunabilmiştir. Girgin, metnin bulunması hususunda, “Kasaları açamadığımız için MİT'ten uzman istedik. Kasaların bir kısmı MİT mensupları tarafından maymuncukla açıldı. Son bir kasa kaldı. Onu maymuncukla açmak mümkün olmadığı için oksijen kaynağı ile açtılar. Kasa açılınca hepimizi şaşırtan bir şey oldu. Kasanın içinde, Lozan Antlaşması'nın orijinal metni (orijinalden tasdikli) duruyordu" demiştir.[6] 
Lozan Antlaşmasının maddeleri, 1978 yılından sonra da kamuoyuna açıklanmamış, ancak Ali Babacan'ın 2003'te Dışişleri Bakanı olmasıyla tam olarak yayımlanmıştır.  Dolayısıyla o tarihe kadar Lozan Antlaşması hakkında kitap ve makaleler yazan kimseler bile antlaşma metnini görmemişlerdir.

Lozan Antlaşmasının üç temel bölümden oluştuğunu söylemek mümkündür:
  • Azınlık hakları ve dolayısıyla Batılı güçlerin Türkiye üzerindeki vesayeti ile ilgili maddeler,
  • Duyûn-u Umûmiye ile ilgili maddeler,
  • Türkiye sınırlarını belirleyen maddeler.
Antlaşmada, Osmanlı Devleti'nin terk etmek durumunda kaldığı topraklarla ilgili bir bölüm bulunmamaktadır. Batılı güçler, sadece Anadolu'da kurulacak yeni devleti “denetim altında tutup sınırlandıracak" bir antlaşma metni oluşturmuşlardır. Daha açık bir ifadeyle Lozan Antlaşması, Batı'nın Türkiye'nin siyasî sistemi ve coğrafî sınırları üzerindeki “vesayetini" tescilleyen bir antlaşmadır. Bu açıdan, Türkiye'nin iç ve dış politik duruşunu da derinden etkilemiştir. TBMM[7], bu antlaşmaya kadar içeride İslâmî kesimlerle; dışarıda Türk dünyasından Azerbaycan; İslâm dünyasından ise Libya muhalefeti gibi güçlerle sıcak ilişkilere sahip olmasına rağmen antlaşma sonrası “içe kapanık" bir tutum sergilemiştir.
Lozan Antlaşması ile Türkiye, “laik bir ulus-devlet" formatına bürünmüştür. Lozan'dan önce Türkiye'nin iki aslî kurucu unsuru Türkler ve Kürtler iken Lozan'dan sonra ulus-devlet anlayışı gereğince Kürtler paydaşlıktan çıkarılmıştır. Diğer yandan hilafet kurumunun faaliyetlerine son verilerek dışarıda Müslüman dünyayla bağlar koparılmış ve Batı karşısında İslâm dünyasının siyasi birliktelik tesis etme ihtimali engellenmeye çalışılmıştır. İçeride ise İslâm, devlet mekanizmasının dışına itilmiş; toplumsal hayatın bütün unsurları laik bir dünya görüşü çerçevesinde şekillendirilmiştir. Ayrıca Lozan Antlaşması'nda önemli bir yer tutan “azınlıklar" ile ilgili, Anayasa ile dahi değiştirilemeyecek maddeler -37'nci maddeden 44'üncü maddeye kadar-, Türkiye'nin iç işlerine karışma yolunu açmış, yasa yapma hakkını sınırlamış ve laik bir hukuk sistemini tartışılmaz olarak dayatmıştır.[8]
Lozan Antlaşması'nın ne zamana kadar geçerliliğini koruyacağı da önemli bir tartışma konusudur. Bazı kimseler antlaşmanın, “yüz yıl" geçerli olacak şekilde akdedildiğini söylemekte ise de; Lozan'ın ne zamana kadar yürürlükte kalacağı antlaşma metninde hüküm altına alınmamıştır. Ayrıca uluslararası hukukta milletlerarası antlaşmaların, süresi nihayete erse bile uluslararası örf ve adet hukuku haline geldiği ve böylece tarafları bağladığı ilkesel olarak kabul edilmektedir. Bu çerçevede, Lozan Antlaşması'nın geçerlilik süresinin “2023 yılında"[9]kendiliğinden sona ermesi mümkün görünmemektedir. Buna mukabil 1936 Montrö Antlaşması ve 1938 Hatay'ın ilhakı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğunda, kritik süreçlerde “fiilî" durumların oluşturulabildiği görülmektedir.
Sonuç olarak, devletin en üst mercii olan Cumhurbaşkanı tarafından “Türkiye'nin kara kutusu" olarak nitelendirilebilecek Lozan Antlaşması'nın tartışmaya açılması önem arz etmekteydi. Tartışmanın, uluslararası güçleri ve içerideki “ulusalcı" kesimleri oldukça tedirgin ettiği görülmektedir. Bu tedirginliğin esas nedeni, Türkiye'nin kendisine biçilen rollerin dışına çıkarak inisiyatif alma girişimlerinde bulunmasıdır. Ayrıca bir ülkenin kuruluş antlaşmasının neden uzun yıllar mahzenlerde anahtarı olmayan kasalar içerisinde tutulduğu ve daha sonra bulunduğu halde içeriğinin neden kamuoyuna açıklanmadığı merak konusudur. Lozan ile ilgili tartışmaların üzerinden 94 yıl geçmiş olmasına rağmen devam etmesinin önemli bir sebebi de antlaşmanın öneminin yanı sıra söz konusu “gizemi"nin hâlâ çözülmemiş olmasıdır.
Lozan'ın gizeminin çözülmesi ile kalınmamalı; Lozan'ın Türkiye siyasetine getirdiği kısıtlama tartışmaya açılarak antlaşmanın özünün açığa çıkması sağlanmalı, bununla birlikte antlaşmanın dış politikada sahadaki karşılığının ne olduğu ve bunun nasıl değiştirilebileceği yeniden değerlendirilmelidir.

12 Haziran 2017 Pazartesi

Öğretmenler Pazartesi Günü Bu Kitapları ve Filmleri Tartışacak! İşte Kitap ve Film Listesi

Milli Eğitim Bakanlığınca yapılan açıklama Buna göre öğretmenler, 12-30 Haziran'daki mesleki çalışma faaliyetlerinin ilk haftasını kendi okullarında, ikinci haftasını ise istemeleri halinde farklı il veya ilçelerde tamamlayabilecekler. Öğretmenler, 12 Haziran Pazartesi başlayacak ve 30 Haziran'da sona erecek mesleki çalışma faaliyetlerinin ilk haftalık bölümünü görev yaptıkları okullarda, geri kalan kısmını ise istemeleri halinde farklı il veya ilçelerde de gerçekleştirebilecek. Farklı il ve ilçelerde seminere katılacak öğretmenler, tercih edecekleri ili okullarına dilekçeyle bildirecek. EBA için materyal gönderme hedefleniyor Öğretmenlerin mesleki çalışmalarında, eğitimin niteliğini geliştirmek ve derslerin öğretimdeki verimliliği artırmak, alan bilgisi ve öğretimi konusunda öğretmenlerin mesleki gelişimlerine katkı sağlamak, yenilenen öğretim programları hakkında öğretmenlerin bilgilenmelerini ve içeriğini müzakere etmeleri amaçlanıyor. Eğitim öğretimde karşılaşılan sorunları tespit etmek ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri geliştirmenin de hedeflendiği mesleki çalışmalarda, öğretmenlerin iş birliği halinde derslerin öğretimi ile ilgili yeni öğretim materyalleri hazırlamalarına, geliştirmelerine destek olmak ve bu kapsamda Eğitim Bilişim Ağı'na (EBA) materyal göndermede farkındalık oluşturmak da hedefleniyor. Yerli ve yabancı yazarlardan belirlenen 37 kitap ile 30 film de eğitimleri boyunca okul idaresinin uygun bulduğu saatlerde öğretmenlerce eleştirel gözle tartışılacak.   
ÖRNEK KİTAP LİSTESİ Yazar Adı Kitap Adı Yayınevi 
1 Atay, O. Bir Bilim Adamının Romanı İletişim Yayıncılık 
2 Ayverdi, S. Milli Kültür Meseleleri ve Maarif Davamız Kubbealtı Neşriyat 
3 Bal, M. A. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Meşhurların Okul Anıları (1870-1940) Art Yayınları 
4 Brockman, J. Meraklı Zihinler: Bir Çocuk Nasıl Bir Bilim İnsanı Olur? TÜBİTAK Yayınları 
5 Enç, M. Bitmeyen Gece Ötüken Neşriyat 
6 Freire, P. Ezilenlerin Pedagojisi Ayrıntı Yayınları 
7 Gaarder, J. Sofie'nin Dünyası Pan Yayınları 
8 Glasser, W. Başarısızlığın Olmadığı Okul Beyaz Yayınları 
9 Goleman, D. Duygusal Zeka Varlık Yayınları 
10 Gulbenkian Komisyonu Sosyal Bilimleri Açın: Sosyal Bilimlerin Yeniden Yapılanması Üzerine Rapor Metis Yayınları 
11 Güntekin, R. N. Acımak İnkılap Kitabevi 
12 Holt, J. Çocuklar Neden Başarısız Olur? Beyaz Yayınları 
13 Illich, I. Okulsuz Toplum Şule Yayınları 
14 İzzetbegoviç, A. Doğu ve Batı Arasında İslam Klasik Yayınları 
15 Kağıtçıbaşı, Ç.& Cemalcılar, Z. Dünden Bugüne İnsan ve İnsanlar: Sosyal Psikolojiye Giriş Evrim Yayınları 
16 Kan, Ş. H. Mahrem Macera Yeryüzü Yayınları
17 Kant, I. Eğitim Üzerine İz Yayıncılık 
18 Kara, İ. & Birinci, A. Bir Eğitim Tasavvuru Olarak Mahalle/Sıbyan Mektepleri Dergah Yayınları 
19 Karabekir, K. Çocuk Davamız Yapı Kredi Yayınları 
20 Karakoç, S. Hızır'la Kırk Saat Diriliş Yayınları 
21 Karakoç, S. Diriliş Neslinin Amentüsü Diriliş Yayınları 
22 Khan, S. Dünya Okulu: Eğitimi Yeniden Düşünmek Yapı Kredi Yayınları
23 Kültür ve Turizm Bakanlığı Şehir-İnsan Medeniyet Köprüsü: Beş Şehirli Örnek Kişilikler Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları 
24 Leitch, T. Wikipedia U: Dijital Çağda Bilgi, Otorite ve Liberal Eğitim Hece Yayınları 
25 McCourt. F. Öğretmen Altın Kitaplar Yayınevi 
26 Needham, J. Doğunun Bilgisi Batının Bilimi MAB 
27 Özdenören, R. Kafa Karıştıran Kelimeler İz Yayıncılık 
28 Özemre, A. Y. Galatasarayı Mekteb-i Sultani'sinde Sekiz Yılım Kubbealtı Akademi Yayınları 
29 Pennac, D. Okul Sıkıntısı Can Yayınları 
30 Petrov, G. Beyaz Zambaklar Ülkesinde Hayat Yayınları 
31 Rancier, J. Cahil Hoca Metis Yayınları 
32 Rousseau, J. J. Emile Kilit Yayınevi 
33 Safa, P. Eğitim-Gençlik-Üniversite Ötüken Neşriyat 
34 Sezgin, F. Bilim Tarihi Sohbetleri Timaş Yayınları 
35 Tahir, K. Bozkırdaki Çekirdek İthaki Yayınları 
36 Topçu, N. Türkiye'nin Maarif Davası Dergah Yayınları 
37 Toros, H. Asya'nın Kandilleri Hece Yayınları 

ÖRNEK FİLM LİSTESİ (Alfabetik Sırayla)
 1. 3 Idiots 
2. AmericanTeacher 
3. Asyanın Kandilleri (Belgesel) 
4. Batıya Doğru Akan Nehir (Belgesel) 
5. Billy Elliot 
6. Birinci Sınıf / The First Grader 
7. Can Dostum / Good Will Hunting 
8. Canım Öğretmenim / Monsieur Lazhar 
9. Hababam Sınıfı (1975) 
10. Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor (1979) 
11. Hababam Sınıfı Güle Güle (1981) 
12. Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1976) 
13. Hababam Sınıfı Tatilde (1978) 
14. Hababam Sınıfı Uyanıyor (1977) 
15. İki Dil Bir Bavul 
16. İmparatorlar Kulübü 
17. Kara (Black) 
18. Kara Tahta / Takhtesiah (Blackboards) 
19. Koro / LesChoristes 
20. Kör Nokta 
21. Olmak ve Sahip Olmak / Etre et Avoir / To Be and To Have 
22. Ölü Ozanlar Derneği / Dead Poets Society 
23. Özgürlük Yazarları 
24. Patch Adams 
25. Sevgili Öğretmenim / Mr. Holland's Opus 
26. Sınıf / EntreLesMurs (The Class) 
27. Süpermen'i Beklerken / Waiting For Superman 
28. Tepetaklak Nelson / Half Nelson 
29. The Blindside 
30. Yerdeki Yıldızlar / Taare Zameen Par

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==>http://www.ogretmenlerhaber.com/ogretmenler-haber/ogretmenler-pazartesi-gunu-bu-kitaplari-ve-filmleri-tartisacak-iste-kitap-ve-film-listesi-h7187.html

Öğretmenler Haber: Öğretmenlerin Haber, Bilgi ve Eğlence Kaynağı

2017-2023 ÖĞRETMEN STRATEJİ BELGESİNDE YER ALAN YENİLİKLER

Resmi Gazete'de yayımlanan Öğretmen Strateji Belgesine göre önümüzdeki dönem içinde, dezavantajlı bölgelerde çalışan öğretmenlere teşvikler, öğretmenlerin performans ölçümü, yeni bir öğretmen seçim sınavı ve öğretmenlerin 4 yılda bir “yeterlilik sınavı”na girmesi gibi yenilikler getirilmesi amaçlanıyor. 32 sayfadan oluşan Öğretmen Strateji Belgesinde 3 amaç ile bu amaçları gerçekleştirmek için 35 eylem belirlenirken, amaçlar şöyle oldu: -Yüksek nitelikli yetişmiş ve mesleğe uygun bireylerin öğretmen olarak istihdam edilmesi. -Öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişimlerini sürekli kılmak. -Öğretmenlik mesleğine yönelik algıyı iyileştirmek ve mesleğin statüsünü geliştirmek. Strateji Belgesine göre önümüzdeki dönemde öğretmenlik mesleği ile ilgili getirilmesi planlanan yenilikler ise şöyle: Eğitim Fakültelerine Düzenleme Tüm paydaşların olacağı Öğretmen Yetiştirme Çalışma Grubu oluşacak. Öğretmenlik programları, alternatif programlara da yer verecek biçimde yeniden yapılandırılacak. Fakülteler ile uygulama okulları arasında etkin işbirliği sağlanacak. Akademisyenler de okullarda uygulama yapacak. Mesleğe Uygunluk Şartı Program seçimi üniversiteye girdikten sonra yapılabilecek. Öğretmenlik mesleğine (akademik, sağlık, psikolojik gibi) nedenlerle uygun olmadığı komisyonca temsil edilen eğitim fakültesi öğrencileri başka fakültelere geçirilecek. Yeni Öğretmenlerin Seçilmesi Diğer fakülte mezunları da öğretmen olarak istihdam edilebilecek. Yeni bir öğretmen seçme modeli oluşacak. Sadece akademik başarıya bakılmayacak. Mesleğe girişte adayların psikomotor ve duyuşsal becerilerinin de göz önüne alan öğretmen yeterlilikleri çerçevesinde seçme sınavları ile lisans başarısı, ürün seçki dosyası, öğretmenlik uygulaması değerlendirmesi, mülakat gibi çoklu kaynağa dayalı değerlendirmeye dayalı istihdam sistemi oluşturulacak. Öğretmene Performans Ölçümü Öğretmen yeterlilikleri yeniden belirlenecek. Okul müdürü, meslektaş, öğrenci ve veli gibi öğretmene geri bildirim sağlayabilecek kimselerin de değerlendirmeye katıldığı, çoklu veri kaynağına dayanan bir performans sistemi gelecek. Bunun sonuçları kariyer basamaklarında ve görevde yükselme, yurtdışında görevlendirme, ödüllendirmelerde kriter olacak. Bütün öğretmenler 4 yılda bir Öğretmen Yeterlilikleri Çerçevesi’nde yapılacak sınava tabi olacak. Bu sınav sonuçları öğretmenlerin gelişim ihtiyaçlarının belirlenmesi, kariyer gelişimi, terfi, hizmet puanları için kullanılacak. Öğretmene Zorunlu Rotasyon Öğretmenlerin yer değiştirmelerine ilişkin, zorunlu rotasyonu da içeren kapsamlı ve özendirici bir model ortaya konacak. Eğitim öğretim kurumlarını bölgesel, çevresel ve kurumsal özellikleri açısından kapsamlı belirlenen kriterlere göre yeniden değerlendirip, sınıflandırılacak. Fiziki ve donanımsal açıdan dezavantajlı okullarda çalışan öğretmenlere yönelik istihdam koşulları, ek ücret, hizmet puanı, lisansüstü eğitime erişim, yer değiştirmeler ile yurtdışı eğitim ve görevlerde öncelik, konut desteği gibi destekler verilecek.

OKU, YORUMLA ve PAYLAŞ ==>http://www.ogretmenlerhaber.com/ogretmenler-haber/2017-2023-ogretmen-strateji-belgesinde-yer-alan-yenilikler-h7218.html

Öğretmenler Haber: Öğretmenlerin Haber, Bilgi ve Eğlence Kaynağı

Okul Ne İşe Yarar?

  Her kurum gibi okul için de bu "Okul ne işe yarar" sorusu sorulur ve sorulması gereken, çok önemli bir sorudur. Kişilerin nerede...